Ana içeriğe atla

yöneticilerden geriye kalan

Kin tutmam. Yapılan yanlışları unutmamakla birlikte, sen zamanında şöyle şöyle yapmıştın diye intikam almaya kalkmam. Hayat kin tutarak kendimize zehir edeceğimiz kadar uzun değil. Bu nedenle eski yöneticiler giderken aklıma hep olumlu hatıralar gelir. Bu günlerde birbiri ardına uğurluyoruz eski yöneticilerimizi. İş yerimde hemen hergün yeni atamalar, görevden almalar yaşanıyor. Adeta toz dumana karışmış. Böyle günlerde düşünüyorum yarın bir gün ben de yöneten konumuna gelirsem nasıl davranırım personelime, arkamdan neler düşünürler diye. 1995 yılından bu yana çalışıyorum ancak hiç amirlik yapmadım. Umarım yapmam da. İşlerle uğraşmanın yanına insan ile uğraşma sorumluluğunu üstlenmeyi istemem.
Zor iş yönetmek. Yönettiğin insanı motive edecek araçlardan yoksunsan hele daha bir zor. Katılımcı anlayışla yöneticilik yapmak en doğrusu gibi geliyor bana. Plan yapmak, hedefler koymak, zaman içerisinde hedefe kıyasla bulunulan yeri değerlendirmek, geride kalındıysa sebeplerini birlikte araştırmak, çalışanlarca nasıl göründüğünüze bakmak (nasıl olacak bilmiyorum ama yöntem bulmak gerekir) başarıyı arttırır. Sorumluluk ve yetki paylaşımı da çok önemli. Genellikle yapılan sorumluluk yükleyip yetki vermemek, oysa sorumluysa birisi yetkisi de olmalı. Tabii hiç amirlik yapmamış, yönetim ile ilgili okumamış bir mühendisin görüşleri bunlar. Ciddi hatalar içeriyor olabilir :)
Yazının başlığına dönersek dediğim gibi güzel anılar kalıyor bende gidenlerin ardından. İş yaşamında, koşuşturmanın getirdiği gerilim istenmeyen sözlerin söylenmesine neden oluyorsa bile, günün sonunda hayatın işten ibaret olmadığını farketmek gerekli. Hatta hiç akıldan çıkatmamalı. Güneş sisteminin küçük bir gezegeninin üzerinde, küçük sayılabilecek bir ülkede (yüzölçümü olarak), ülkeden çok daha küçük kentin bir kurumunda çalışıyoruz sonuçta. Evrensel boyutta düşündüğümüzde denizdeki kum kadar etkimiz yok belki genel gidişe. Kendimizi evrenin merkezine koymayalım. Ne yönetilerken, ne yönetirken. Sultan Süleyman'a kalmayan dünya size/bize de kalmaz!

Yorumlar

  1. bugün bu şarrkıyı söylüyordum...
    hiç bunları kendine derer etmeye değer mi... şu kısacık ömürde....nmmmmnnnııımmmm..nııımmm...:-)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yorumlarınız denetimimden geçtikten sonra yayınlanacak. Beğenmediklerinizi hakaret içermeyen şekilde ifade edin lütfen.

Bu blogdaki popüler yayınlar

bir kez daha, nedir bu sayısal karasal televizyon?

Blog sayfamda DTT etiketiyle yayınlanmış 100'e yakın içerik bulunsa da, geçenlerde buluştuğumuz lise arkadaşlarımın sorusu üzerine, bir kez daha yazmaya karar verdim. Bilenler, okumadan geçebilir. Bilmeyenler ve sektörün uzağındaki kişiler düşünülerek hazırlanmış bir yazıdır.  Soru - yanıt şeklinde kurgulanmış yazılarımın daha çok okunduğu gözlemi üzerine, buyurun sık sorulan sorularla Sayısal Karasal Televizyon: Şimdi tam olarak neden bahsediyoruz? Çanak ile izlediğimiz televizyon mu?

IPTV World Forum Eastern Europe bu yıl İstanbul'da.

Konu ile ilgililerin merakla beklediği etkinlik ilk kez ülkemizde gerçekleştirilecek. Mövenpick Hotel, İstanbul'da 12-13 Ekim (yani haftaya salı-çarşamba) günlerinde toplam 9 oturumda önemli konuşmacıların yer alacağı IPTV World Forum Eastern Europe ile ilgili ayrıntıları web sayfasında bulabilirsiniz. Etkinliğe katılım ücretli. Ücretler epey yüksek. 5 Ekim'den önce kayıt yaptırmışsanız, ki bu iletiyi yazdığım tarih düşünülünce artık çok geç :), 1499 € ödemeniz gerekiyor. Bugün kayıt yaptırırsanız ise 1799 € ödeyeceksiniz. Ancak Free Operator Pass adlı bir seçeneğiniz daha var. Free Attendance For Service Providers olarak ayrıntılandırılan bu seçeneğin tam olarak kimleri kapsadığını çözemedim. Eğer IPTV hizmet sağlayıcılar kastediliyorsa Türk Telekom, TTNet, Superonline gibi şirket çalışanları kapsanmış oluyor. İşin doğrusu kendimi de o kategoriye sokup kayıt yaptırdım :) Ancak kaydımın geçerli sayılıp sayılmadığı belli değil henüz. Neyse, fırsat bulursanız önemli bir etkinlik

IPTV World Forum ardından, gözlemler

Etkinliğin teknik değerlendirmesini önümüzdeki haftaya bıraktım gerçi. Ancak, haftaya kadar bekleyemeyenler için kısa kısa gözlemlerimi aktarayım. Ayrıntılı değerlendirmeler gelecek merak etmeyin... Türk Telekom, yaklaşık 5 yıl önce başladığı IPTV projesinde sona gelmiş. TTNet şirketi üzerinden IPTivibu (TTNet CEO'sunun sunumunda, ki konferansın tümü simultane tercüme falan yapılmadan sadece İngilizce'ydi, bu ismin İngilizce'de that is IPTV anlamına geldiğini söyleyince fark ettim IP tivi işte bu anlamında bir kısaltma olduğunu :) adlı hizmeti sunmaya 2 hafta önce başadıklarını duyurdular. Konferansta soft launch (yumuşak duyuru ?) olarak yapılan duyuru ile hizmetin başlatıldığı söylense bile henüz web sayfasında bu konuyla ilgili bilgilere ulaşılamıyor.  IPTivibu hizmeti için en az 8 MBit/saniye hızında TTNet internet aboneliği gerekiyormuş. Şimdilik 101 kanal, ki bunların içerisinde HD olanları da olacakmış. Etkileşimli hizmetler, flick uygulaması falan da sunula