Ana içeriğe atla

Kitap etiketli 100. yazı: Leyla AÇBA, Bir Çerkes Prensesinin Harem Hatıraları / Harun Açba

Baştan itiraf edeyim. Her ne kadar blog sayfama reklam falan almamış olsam bile okunma sayısını takip ediyorum. Okunmak, yorumlanmak, takip edilmek sanırım tüm blog yazarlarını mutlu ediyor. Güncel haberlere ilişkin blogumda bir şeyler yer alıyorsa o dönemde okunma sayısında ciddi artışlar oluyor. Göksu Restaurant gibi Ankara'nın beğenilen mekanlarından birisine ilişkin ilk sayılabilecek yazılardan birisini yazmış olmam blog sayfama ulaşılma nedenlerinin başında yer alıyor. Bu gerçekten hareketle bugünlerde gündemde olan bir konu hakkında zamanında alıp kütüphanede unuttuğum bir kitap, pazar akşamı keyfi oldu.
Leyla Açba, son Osmanlı padişahı Sultan Vahideddin'in ilk eşi olan Emine Nazikeda Kadınefendi'nin 5. nedimesi olarak 1919-1924 yılları arasında saray görevinde bulunmuş bir Çerkes prensesiymiş. Sarayda yaşadıklarına ilişkin hatıralarını kaleme alan ender kişilerden birisiymiş. Leyla Saz, Safiye Ünüvar ve Prenses Ayşe Osmanoğlu dışında hatıralarını kaleme alan yokmuş. Harun Açba, Leyla Hanım'ın yeğeni, halasının anılarını döneme ışık tutan diğer eserlerden de yararlanarak yayına hazır hale getirmiş. Mart 2004 yılında L&M Yayınları tarafından yayınlanmış. Benim elimdeki kitap, 2005 Mart tarihli 3. baskısı.

1898-1931 yılları arasında yaşamış Leyla Hanım. Hatıralarını okumak bildiğim, aslında bildiğimi sandığım demek daha doğru olur, yakın tarihimize başka bir açıdan bakma şansı veriyor bu eser. Meşrutiyet döneminde Yıldız Sarayı'nda yaşananlara, saltanatın kaldırılışına, Osmanlı'nın sürgününe sürülenler, yağmalananlar gözüyle bakan eser pek yok. Kitabı bir kaç saat içerisinde okudum. Hayatı televizyonlardan öğrenmeyi daha kolay bulanlara önerim bu akıcı dilli, fotograflarla süslenmiş kitabı okumaları. Osmanlı'nın son dönemlerine tanıklık eden Feriye Sarayı neden tarihi eser olarak korunmamıştır? Yıldız Sarayı'nın büyük bölümü neden ziyarete kapalı tutulmaktadır? Tarihe sahip çıkmak konusunda mangalda kül bırakmayanlar bu konuları neden gündemine almaz?
Kitapta çok ilginç gelen bir bölümü aktarmadan yazıyı bitirmeyeyim. Yıl 1924. Leyla Hanım, İstanbul'dan Sivas'a halasının yanına gelmiş. O dönem halasının nasıl yaşadığını anlattığı satırlar şöyle (s.191):
"Bilahare hayatını Sivas Belediyesinde arasıra Fransızca tercümanlık yaparak geçirdiğini öğrendim. Ayrıca Sivaslı hanımlara her cumartesi akşamı piyano çalıp onları eğlendiriyormuş. Bu yüzden halama 'Fransız madame' lakabını takmışlardı."

Yorumlar

  1. Merhaba Özgür,

    Bloğunu bir süredir takip ediyorum ancak bu benim ilk yorumum. Öncelikle kitap etiketine sahip 100üncü yazın için çok tebrikler. Bunu görünce ilk olarak, umarım ben de bir gün kitap konulu 100. postumu yayınlayabilirim diye düşündüm.

    İkinci olarak yazının konusunu oluşturan kitap hem ilgi çekici hem de son derece güncel bir tartışma ile bağlantılı diye düşündüm.

    Muhteşem Yuzyıl dizisinin özellikle Hürrem Sultan'ın hayatı ile ilgili kitap satışlarını artırdığını duydum bir iki gün önce televizyonda. Sonra da güldüm çünkü ben de geçen hafta içerisinde dizi ve haremle ilgili bir yazı yazmıştım.

    Bugün de senin bu yazını gördüm. Söylediklerine kesinlikle katılmakla birlikte eğer verilen haber doğru ise, bu tip dizilerin tarih konusunda toplumun ilgisini canlandırabileceğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  2. Yorum için teşekkürler. Dediğin doğru bir yerde. Televizyonda tutulan diziler geçmişe dönük okumalara yol açıyor. Aynı durumu 1970'leri anlatan dizi sonrası da görmüştük. Kitap satışlarının arttığı da doğrudur. Umarım satın alınan kitaplar okunuyordur. Eskiden okumuş olmak özenilen bir durumdu. Eğitimdeki fırsat eşitsizliğinin kurbanı olanlar imrenirdi okuma olanağı bulanlara. Şimdi başka bir iş becerememiş diye bakılıyor.
    Sabah epey vaktimi blog sayfanda geçirdim. Daha epey vakit geçirmem gerekiyor :)

    YanıtlaSil
  3. Ben de senin bloğu vakit buldukça geriye doğru okuyorum :)Hatta öyle ki Çankaya^'da oturmama rağmen Lozan Parkını senden okuyarak öğrendim. Şimdi ilk fırsattta uğramak için havaların biraz ısınmasını bekliyorum. Teşekkürler güzel paylaşımların için.

    YanıtlaSil
  4. Do you have a pdf version of this book?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yorumlarınız denetimimden geçtikten sonra yayınlanacak. Beğenmediklerinizi hakaret içermeyen şekilde ifade edin lütfen.

Bu blogdaki popüler yayınlar

bir kez daha, nedir bu sayısal karasal televizyon?

Blog sayfamda DTT etiketiyle yayınlanmış 100'e yakın içerik bulunsa da, geçenlerde buluştuğumuz lise arkadaşlarımın sorusu üzerine, bir kez daha yazmaya karar verdim. Bilenler, okumadan geçebilir. Bilmeyenler ve sektörün uzağındaki kişiler düşünülerek hazırlanmış bir yazıdır.  Soru - yanıt şeklinde kurgulanmış yazılarımın daha çok okunduğu gözlemi üzerine, buyurun sık sorulan sorularla Sayısal Karasal Televizyon: Şimdi tam olarak neden bahsediyoruz? Çanak ile izlediğimiz televizyon mu?

IPTV World Forum ardından, gözlemler

Etkinliğin teknik değerlendirmesini önümüzdeki haftaya bıraktım gerçi. Ancak, haftaya kadar bekleyemeyenler için kısa kısa gözlemlerimi aktarayım. Ayrıntılı değerlendirmeler gelecek merak etmeyin... Türk Telekom, yaklaşık 5 yıl önce başladığı IPTV projesinde sona gelmiş. TTNet şirketi üzerinden IPTivibu (TTNet CEO'sunun sunumunda, ki konferansın tümü simultane tercüme falan yapılmadan sadece İngilizce'ydi, bu ismin İngilizce'de that is IPTV anlamına geldiğini söyleyince fark ettim IP tivi işte bu anlamında bir kısaltma olduğunu :) adlı hizmeti sunmaya 2 hafta önce başadıklarını duyurdular. Konferansta soft launch (yumuşak duyuru ?) olarak yapılan duyuru ile hizmetin başlatıldığı söylense bile henüz web sayfasında bu konuyla ilgili bilgilere ulaşılamıyor.  IPTivibu hizmeti için en az 8 MBit/saniye hızında TTNet internet aboneliği gerekiyormuş. Şimdilik 101 kanal, ki bunların içerisinde HD olanları da olacakmış. Etkileşimli hizmetler, flick uygulaması falan da sunula

IPTV World Forum Eastern Europe bu yıl İstanbul'da.

Konu ile ilgililerin merakla beklediği etkinlik ilk kez ülkemizde gerçekleştirilecek. Mövenpick Hotel, İstanbul'da 12-13 Ekim (yani haftaya salı-çarşamba) günlerinde toplam 9 oturumda önemli konuşmacıların yer alacağı IPTV World Forum Eastern Europe ile ilgili ayrıntıları web sayfasında bulabilirsiniz. Etkinliğe katılım ücretli. Ücretler epey yüksek. 5 Ekim'den önce kayıt yaptırmışsanız, ki bu iletiyi yazdığım tarih düşünülünce artık çok geç :), 1499 € ödemeniz gerekiyor. Bugün kayıt yaptırırsanız ise 1799 € ödeyeceksiniz. Ancak Free Operator Pass adlı bir seçeneğiniz daha var. Free Attendance For Service Providers olarak ayrıntılandırılan bu seçeneğin tam olarak kimleri kapsadığını çözemedim. Eğer IPTV hizmet sağlayıcılar kastediliyorsa Türk Telekom, TTNet, Superonline gibi şirket çalışanları kapsanmış oluyor. İşin doğrusu kendimi de o kategoriye sokup kayıt yaptırdım :) Ancak kaydımın geçerli sayılıp sayılmadığı belli değil henüz. Neyse, fırsat bulursanız önemli bir etkinlik