Ana içeriğe atla

Bir Dönem İki Kadın Birbirimizin Aynasında / Oya BAYDAR, Melek Ulagay

Romanlarından ve t24.com.tr'de yazdığı yazılardan tanıdığım Oya Baydar ile bir zamanlar kitap imzalattığım Osman Ulagay'ın bir yakını olduğunu tahmin ettiğim Melek Ulagay'ın anılarını yazdıklarını öğrendiğimde heyecanlandım. Heyecanımın bir nedeni anı okumayı seviyor oluşum, diğer nedeni ise yaşımızın yetmediği dönemleri, bizzat yaşayanların anlatımıyla dinleme olanağı. Bu heyecanların etkisiyle olsa gerek Şubat 2011 tarihli, 430 sayfalık kitabı bir kaç hafta içerisinde bitirdim.
Kitap ile ilgili bir çok gazetede, geçenlerde televizyonda eşim rastlamış, söyleşiler yer alıyor. Yayınlanmasının üzerinden bu kadar kısa süre geçmiş olmasına karşın kitabın bu denli ele alınıyor oluşu sevindirici. Okumayan insanlardan oluşan bir toplumuz. Okumaz ve yazmazız çoğumuz. Sorulduğunda okur-yazar olduğumuz söylesek bile gerçek böyle değil. Yaşadıklarını paylaşan Baydar ve Ulagay'a teşekkür ediyorum. Yaptıkları hiç kolay bir şey değil. Baydar'ın deyimiyle: biri burjuva, öteki küçük burjuva iki tuzu kuru kadın oturmuş dönek dönek konuşuyorlar diyenler olacaktır (s.427).  
Kitapta bir kaç yerde vurgulandığı gibi anlatılan belgesel niteliğinde şeylerden ziyade iki kadının bir dönemi. Belgesel gibi tarafsız değil. Tabii belgeseller tarafsız mı o da tartışmalı aslında. Demek istediğim, iki yazar kendi gözlerinden anlatıyor yaşadıklarını. Başkası aynı dönemdeki aynı olayları anlatsa başka türlü anlatacak belki.
Baydar'ın daha önce okuduğum romanlarında ipuçlarını bulduğum görüşlerinin filizlerine rastladım bu anlatı kitabında. İktidarın sorgulanışı mesela. Baydar anlatıda şöyle diyor:
...Ama en zor göze aldığımızi hatta göze alamadığımız şeyi kendi örgütümüzden, kendi cemaatimizden dışlanmaktı. Orada yeterince cesur olamadık. Dinsel tarikatlar, semaatler için de böyledir sanırım...(s.268)
İktidar, iktidar mücadelesi yapıları ve insanları en hızlı bozan unsurlar sanırım. Kısa sayılabilecek meslek odası yöneticiliğim sırasında, iş yerlerinde ve hatta ikili ilişkilerin tümünde iktidar mücadelesinin izlerini gördüm. İster istemez her yaşayanı etkisi altına alan, ilişkinin sıcaklığından sıyrılıp olaylara yukarıdan bakamadığınızda ilişkideki iktidarı amaç haline dönüştürerek her ne pahasına olursa olsun onu korumak için uğraşmaya başlamanıza sebep olan bir şey iktidar. Kendi adıma bulduğum çözüm olabildiğince bu 'mücadeleden' uzak durmak. 
Kitap, insanın içini acıtan öykülerle dolu. 1970 ve 80'lerde yaşananlara bugünden bakınca ne acılar, ne sıkıntılar çekilmiş diye düşünüyor insan. Elbette bugünden bakmak ile o gün yaşamak farklı şeyler. Yazarların ikisi de yaşadıklarından pişmanlık duymadıklarını bir kaç yerde tekrarlıyor. Tekrarladıkları bir diğer ortak görüş ise kitabın sonlarında yeniden vurgulanıyor: 
...Ama bu yaşa gelince, değişimin yönünün daha iyi bir dünyaya doğru olduğunu dünya gözüyle görmek istiyor insan. Bunları söylerken başka bir dünya (Oya Baydar / s.426) 
 mümkün diyerek yaşanabilir bir dünya için, barış için, çevre için, adalet, eşitlik, özgürlük için her türlü ayrımcılığa başkaldıran; bizden çok farklı, çok daha yaratıcı, cıvıl cıvıl yöntemlerle mücadele veren gençleri görünce, dinleyşnce yeniden umutlanıyorum. Kendi kötümserliğime kızıyorum.
..Değişmiş olsa, niye uğraşıp duruyorum ki hala şu yaşımda? Gidip bir sahil kasabasında ayağımı uzatıp, kitabımı okuyup yiyip içmek, bu keyif kaçırıcı konularla hiç uğraşmamak varken niçin hala dağ bayır dolaşarak, sürekli seyahat ederek insanlara ulaşmaya, filmler yapmaya çalışıyorum ki?...(Melek Ulagay / s.428)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bir kez daha, nedir bu sayısal karasal televizyon?

Blog sayfamda DTT etiketiyle yayınlanmış 100'e yakın içerik bulunsa da, geçenlerde buluştuğumuz lise arkadaşlarımın sorusu üzerine, bir kez daha yazmaya karar verdim. Bilenler, okumadan geçebilir. Bilmeyenler ve sektörün uzağındaki kişiler düşünülerek hazırlanmış bir yazıdır.  Soru - yanıt şeklinde kurgulanmış yazılarımın daha çok okunduğu gözlemi üzerine, buyurun sık sorulan sorularla Sayısal Karasal Televizyon: Şimdi tam olarak neden bahsediyoruz? Çanak ile izlediğimiz televizyon mu?

IPTV World Forum ardından, gözlemler

Etkinliğin teknik değerlendirmesini önümüzdeki haftaya bıraktım gerçi. Ancak, haftaya kadar bekleyemeyenler için kısa kısa gözlemlerimi aktarayım. Ayrıntılı değerlendirmeler gelecek merak etmeyin... Türk Telekom, yaklaşık 5 yıl önce başladığı IPTV projesinde sona gelmiş. TTNet şirketi üzerinden IPTivibu (TTNet CEO'sunun sunumunda, ki konferansın tümü simultane tercüme falan yapılmadan sadece İngilizce'ydi, bu ismin İngilizce'de that is IPTV anlamına geldiğini söyleyince fark ettim IP tivi işte bu anlamında bir kısaltma olduğunu :) adlı hizmeti sunmaya 2 hafta önce başadıklarını duyurdular. Konferansta soft launch (yumuşak duyuru ?) olarak yapılan duyuru ile hizmetin başlatıldığı söylense bile henüz web sayfasında bu konuyla ilgili bilgilere ulaşılamıyor.  IPTivibu hizmeti için en az 8 MBit/saniye hızında TTNet internet aboneliği gerekiyormuş. Şimdilik 101 kanal, ki bunların içerisinde HD olanları da olacakmış. Etkileşimli hizmetler, flick uygulaması falan da sunula

IPTV World Forum Eastern Europe bu yıl İstanbul'da.

Konu ile ilgililerin merakla beklediği etkinlik ilk kez ülkemizde gerçekleştirilecek. Mövenpick Hotel, İstanbul'da 12-13 Ekim (yani haftaya salı-çarşamba) günlerinde toplam 9 oturumda önemli konuşmacıların yer alacağı IPTV World Forum Eastern Europe ile ilgili ayrıntıları web sayfasında bulabilirsiniz. Etkinliğe katılım ücretli. Ücretler epey yüksek. 5 Ekim'den önce kayıt yaptırmışsanız, ki bu iletiyi yazdığım tarih düşünülünce artık çok geç :), 1499 € ödemeniz gerekiyor. Bugün kayıt yaptırırsanız ise 1799 € ödeyeceksiniz. Ancak Free Operator Pass adlı bir seçeneğiniz daha var. Free Attendance For Service Providers olarak ayrıntılandırılan bu seçeneğin tam olarak kimleri kapsadığını çözemedim. Eğer IPTV hizmet sağlayıcılar kastediliyorsa Türk Telekom, TTNet, Superonline gibi şirket çalışanları kapsanmış oluyor. İşin doğrusu kendimi de o kategoriye sokup kayıt yaptırdım :) Ancak kaydımın geçerli sayılıp sayılmadığı belli değil henüz. Neyse, fırsat bulursanız önemli bir etkinlik