Ana içeriğe atla

özel okullar üzerine uçuşan fikirler

Dizi/etiket olma yolunda emin adımlarla ilerliyor "uçuşan fikirler" başlıklı yazılarım. Sayısal radyo ve sayısal televizyon ile başlayan seri, "özel okul" ile sürüyor. 
Öncelikle, eğitim/sağlık/adalet ve güvenlik alanında hizmetin devlet ve sadece devlet tarafından üretilmesi gerektiğine inandığımı yazarak başlayayım. Bu dört alanda aldığınız hizmetin kalitesi sizin ödemeye hazır/râzı olduğunuz bedelden bağımsız olması gerekiyor bence. Daha fazla para ödeyerek daha kaliteli bir elbise almak isteyebilirsiniz, ki bu sizin tercihinizdir, ancak daha fazla paranız yok diye ultrason çektirmek için altı ay beklemek zorunda olmak kabul edilemez. Aynı durum eğitim, adalet ve güvenlik için de geçerlidir. Bu tespiti yaptıktan sonra yaşadığımız hayatın dayattıkları üzerinden devam edebiliriz. 
Herkes çocuğunun iyi eğitim almasını ister. Bu "iyi"nin ne olduğu ise kişiden kişiye değişiyor. Ülkemizde bu iyi'nin karşılığı, üniversite giriş sınavında çocukların göstermiş olduğu başarı oluyor çoğunlukla. İkinci sırada gelen ise yabancı dil öğrenme. Oysa iyi eğitimin bence en önemli kanıtı, ilkokul birinci sınıftan ya da haydi diyelim ortaokul birinci sınıftan itibaren okulun öğrencisi olanların hayattaki konumları/durumlarıdır. Ne demek istediğimi ve neden ilkokul veya en geç ortaokul diye belirttiğimi açıklamaya çalışayım.
Sonuçta kâr etmek amacıyla kurulmuş ticarethaneler olan özel okulların tümü, belirli hedef kitlelere yönelerek öğrenci/müşteri toplamayı amaçlar. Kimisi "mutlu çocuklar" üzerine uzmanlaştığını ileri sürer. Çocuklar ne yapsa hoş görüldüğü, aslında çocuktan ziyâde velinin mutlu edilmeye çalışıldığı okullar var. Kimi okul ise akademik başarıyı göstererek öne çıkar. İşte bu akademik başarı okulları, ara sınıflarda açtığı sınavlarla "devşirdiği" başarılı çocuklarla bu akademik başarıyı sağlıyor olabilir. Bu yüzden ilkokul hadi olmadı en azından ortaokul başından itibaren bu özel okulun öğrencisi olanların sınav sonucuna bakmak gerek. 
Üniversitede istediği bölüme girmek / giriş sınavında yüksek puan almak hayattaki huzur/mutluluğun garantisi midir?
Sorunun yanıtını sizlerde en az benim kadar biliyorsunuz. Çevrenizde de vardır eminim, Boğaziçi Makine mezunu ama işsiz, İTÜ mimarlık bitirmiş ama mutsuz, Cerrahpaşa'dan derece ile mezun senelerdir bunalımda... Yani üniversitede istediği bölümü kazanmak, akademik başarı... Bu başarıların tümü, aslında hayatta huzur/mutluluk için önkoşullar bile değil. 
Okulların sağlamasını beklediğim tek şey: 
Çocukları hayata hazırlaması. 
Hayatın oyundan ibaret olmadığını, 
matematik/fizik bilmenin neden gerekli olduğunu,
tarih ve coğrafyanın yaşadığımız dünyadaki karşılıklarını 
fark 
etmelerini 
sağlaması. 
Empati kurma becerisinden yoksun, 
içi boş bir özgüven ile dolu, 
herşeyi doğuştan hakettiğini düşünen 
bir garip nesil yetişirken beklentim büyük belki ama ne yapalım;
Umut fakirin ekmeği....
Umar ha umar umar....

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bir kez daha, nedir bu sayısal karasal televizyon?

Blog sayfamda DTT etiketiyle yayınlanmış 100'e yakın içerik bulunsa da, geçenlerde buluştuğumuz lise arkadaşlarımın sorusu üzerine, bir kez daha yazmaya karar verdim. Bilenler, okumadan geçebilir. Bilmeyenler ve sektörün uzağındaki kişiler düşünülerek hazırlanmış bir yazıdır.  Soru - yanıt şeklinde kurgulanmış yazılarımın daha çok okunduğu gözlemi üzerine, buyurun sık sorulan sorularla Sayısal Karasal Televizyon: Şimdi tam olarak neden bahsediyoruz? Çanak ile izlediğimiz televizyon mu?

IPTV World Forum ardından, gözlemler

Etkinliğin teknik değerlendirmesini önümüzdeki haftaya bıraktım gerçi. Ancak, haftaya kadar bekleyemeyenler için kısa kısa gözlemlerimi aktarayım. Ayrıntılı değerlendirmeler gelecek merak etmeyin... Türk Telekom, yaklaşık 5 yıl önce başladığı IPTV projesinde sona gelmiş. TTNet şirketi üzerinden IPTivibu (TTNet CEO'sunun sunumunda, ki konferansın tümü simultane tercüme falan yapılmadan sadece İngilizce'ydi, bu ismin İngilizce'de that is IPTV anlamına geldiğini söyleyince fark ettim IP tivi işte bu anlamında bir kısaltma olduğunu :) adlı hizmeti sunmaya 2 hafta önce başadıklarını duyurdular. Konferansta soft launch (yumuşak duyuru ?) olarak yapılan duyuru ile hizmetin başlatıldığı söylense bile henüz web sayfasında bu konuyla ilgili bilgilere ulaşılamıyor.  IPTivibu hizmeti için en az 8 MBit/saniye hızında TTNet internet aboneliği gerekiyormuş. Şimdilik 101 kanal, ki bunların içerisinde HD olanları da olacakmış. Etkileşimli hizmetler, flick uygulaması falan da sunula

IPTV World Forum Eastern Europe bu yıl İstanbul'da.

Konu ile ilgililerin merakla beklediği etkinlik ilk kez ülkemizde gerçekleştirilecek. Mövenpick Hotel, İstanbul'da 12-13 Ekim (yani haftaya salı-çarşamba) günlerinde toplam 9 oturumda önemli konuşmacıların yer alacağı IPTV World Forum Eastern Europe ile ilgili ayrıntıları web sayfasında bulabilirsiniz. Etkinliğe katılım ücretli. Ücretler epey yüksek. 5 Ekim'den önce kayıt yaptırmışsanız, ki bu iletiyi yazdığım tarih düşünülünce artık çok geç :), 1499 € ödemeniz gerekiyor. Bugün kayıt yaptırırsanız ise 1799 € ödeyeceksiniz. Ancak Free Operator Pass adlı bir seçeneğiniz daha var. Free Attendance For Service Providers olarak ayrıntılandırılan bu seçeneğin tam olarak kimleri kapsadığını çözemedim. Eğer IPTV hizmet sağlayıcılar kastediliyorsa Türk Telekom, TTNet, Superonline gibi şirket çalışanları kapsanmış oluyor. İşin doğrusu kendimi de o kategoriye sokup kayıt yaptırdım :) Ancak kaydımın geçerli sayılıp sayılmadığı belli değil henüz. Neyse, fırsat bulursanız önemli bir etkinlik