Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Leke / Nevzat Çelik

Nevzat Çelik'in adı tanıdık gelmeyebilir kimilerine ancak, Şafak Türküsü desem, yaşı yaşıma yakın olanlardan duymayan yoktur sanırım. Ahmet Kaya'nın besteleyip seslendirdiği Şafak Türküsü, Nevzat Çelik'in cezaevindeyken yazdığı bir şiir. Şairlerin kaleminden çıkan öykü ve romanları ilgiyle okuyorum. Şiirin edebi yapıtlar arasında özel bir yeri var bence. Kelimelerle hem duygulara hem uyuma hitabetmeyi başarmak kolay iş değil. Böylesine zorlu bir şeyi başaran şairlerin diğer edebi türlerdeki eserlerini merak ediyorum. Leke, farklı zamanlarda yazılmış dört öyküden oluşuyor. Zorlu koşullar altında yaşanılan ya da yarım kalan tutkuların, sevdaların öyküleri. İlk öykü, tek kişilik somya, 1984'te Bayrampaşa Cezaevinde kaleme alınmış. Kitabın son öyküsü Deniz ile Sezen ise 2004 tarihli. Esere adını veren Leke, diğer öykülerden gibi çarpıcı bir finalle bitiyor. Leke'nin ardından Nevzat Çelik'in Bağışlanmış Hüzün adlı romanını okumak istiyorum. Gemini'nin notlarıma ...

Belki Sonra Başka Şeyler De Konuşuruz / Semih Gümüş

Yapay zeka, çağımızın yadsınamaz bir gerçeği hâline geldi. Ödevlerden, çevirilere bir çok işimizi ona yaptırıyoruz. Sadeceozgur.com'da sadece  yapay zeka araçlarının hazırladığı içerik yok ve olmayacak. Ancak, yapay zeka araçlarının yeniden düzenlediği kimi yazılar mevcut. Bu yazıyla birlikte ise, başka bir şey denemeye başlıyorum.  Okuduğum kitaplara dair bloga eklediğim kısa notları, bloga aktarmadan önce Gemini'ye "okutup" onun yorumunu, kendi yazdığım bölümün altına Gemini yorumu olduğunu belirterek ekleyeceğim. Benim yorumumum: Semih Gümüş'ün Belki Sonra Başka Şeyler De Konuşuruz adlı romanını okudum. Doğa betimlemeleri, Sinan'ın 3 ay gözaltında gördüğü işkencelerin yol açtığı travmalar, köye ve içine çekilme çabaları ve tüm bunlara karşın "olmamış" bir roman. Sinan karakterinin gerçeklikten ve inandırıcılıktan uzak olduğunu düşündüm. Keza Mina karakteri de Sinan'ın kendi yazdığı romanda oluşturduğu bir karakter kadar yapay geldi.  Keşke bu ...

Sevgilinin Geciken Ölümü / Murat Gülsoy

Murat Gülsoy geç keşfettiğim yazarlardan. 2024 yılında Gölgeler ve Hayaller Şehrinde adlı romanını okuduğumda , ben de bir roman taslağı üzerinde çalışıyordum. Sevgilinin Geciken Ölümünü okuduğumda ise bir yazarlık atölyesinde bir süre eğitim almış ve yazarlığın büyülü dünyasını daha yakından görme fırsatı yakalamış birisinin gözüyle dolaştım satırlar arasında. Aşk, yaşam, ölüm, mitler... Tüm bu kavramları bir günde geçen bir anlatının içine yedirmek, bir mühendis hesabıyla tasarlanmış kurguda bir araya getirmek... Birbirinden çok farklı iki tarzdaki romanlarını okumuş birisi olarak Gülsoy'un diğer eserlerini merak ediyorum.

Annemin Uyurgezer Geceleri / Ayfer Tunç

2024 yılına Ayfer Tunç'un Yeşil Peri Gecesi'ni okuyarak girmiştim. 2025'in son günlerinde aldığım Annemin Uyurgezer Geceleri'ni iki üç günde okuyunca, bir kez daha bir seneye Ayfer Tunç romanıyla merhaba dedim.  440 sayfalık eseri, deyim yerindeyse, elimden bırakamadım.  Anlatıcımız, annesi Moda İlkokulu'nda öğretmen Ayhan Targut Varlı ve anneannesi Hatice Şehbal Targut ile birlikte yaşayan, romanda adı doğrudan verilmese bile İstanbul Üniversitesi olduğunu anladığımız, üniversitede iktisat bölümünde önce öğrenci sonra akademisyen Şehnaz Varlı. Şehnaz'ın  annesi yaşında, hatta ondan da bir kaç yaş büyük, evli, karizmatik hocasıyla yaşadığı, okurken kurtul şu adamdan diye tutup sarsmak istediğim, 30 senelik ilişkisini geri dönüşlerle okuyoruz. Şehnaz'ın gözünden ailesinin öyküsüne, annesi, anneannesi ve büyük anneannesinin yaşadıklarına, Osmanlı'dan günümüze kadın olarak hayata tutunmanın zorluklarına, ülkenin yaşadığı dönüşümlere tanıklık ediyoruz. Roma...

Bende Ölen Sensin / Irmak Zileli

Anlatıcı kahramanı erkek olan bir roman Bende Ölen Sensin. Irmak Zileli erkek dilini ve bakışını çok başarılı bir şekilde yazmış. Sansürsüz bir dil tercih etmesi hem metnin inandırıcılığını hem de etkisini arttırıyor.  Romanı okumayanları da düşünerek ayrıntıya girmeden konuyu tek cümle ile özetlemem gerekirse; erkeklik ve iktidar üzerine bir roman derdim. Erkeklik ve iktidarın tüm ögeleri romanda yer alıyor. Sünnet ve askerlikten iş yerinde başarıya, kadınlarla ilişkiden annenin yetiştirmesine, babanın otoritesine bir çok alanda söz söyleyen bir metin.  Kurgusunda bir takım aksaklıklar olduğunu, özellikle romanın ikinci yarısındaki gelişmelerin tasarımında kimi bölümleri inandırıcı bulmadığımı not ederek bitireyim yazımı. Irmak Zileli'den okuduğum ikinci eser, diğer çalışmalarını da fırsat buldukça okumak istiyorum.