Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

sayısal karasal televizyon yayıncılığı konusunda merak edilenler

Sayısal karasal televizyon yayıncılığı nedir?  Neden gereklidir?   Uydu bize yetmez mi?   Boşalacak frekanslar ile hangi hizmetler yapılabilir / yapılacak?   ANTEN A.Ş.'nin süreçteki rolü nedir?   RTÜK konu / süreç hakkında ne düşünüyor?   Yukarıdaki soruların büyük bölümü Elektrik Mühendisleri Odası'nın 21 Aralık 2013 tarihinde Ankara'da düzenlediği Karasal Sayısal Yayıncılık başlıklı çalıştayında tartışıldı. Bu etkinliğin konuşma dökümleri e-kitap olarak yayınlandı. Ücretsiz olarak yayınlanan e-kitaba aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.  http://kitap.emo.org.tr/genel/kitap_goster.php?kodu=243 Sayısal karasal yayıncılığa geçiş sürecine dair diğer yazılarıma blogdaki DTT etiketinden ulaşabilirsiniz. Sürecin sonraki aşamalarından biri olan analog karasal yayınların sonlandırılmasıyla ilgili notlarım da burada .

RTÜK'ten DVB-T2 ihaleleri ile ilgili açıklama

Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen, resmi ismi ile multipleks kapasitesi sıralama ihalelerinin bölgesel ve yerel yayıncılar için düzenlenen T2 ve T3 ayaklarına dair bir basın bildirisi yer aldı RTÜK'ün web sayfasında. Bildiri metninin tümünü buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. Buna göre T2 ve T3 lisansları için teklif vermiş ve teminat yatırmış medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar Üst Kurula yazılı talepte bulunmaları halinde teminatları iade edilecekmiş.  Konuyu yakından takip edenler T1 (ulusal) lisans ihalesi süreci tamamlanmadan T2 ve T3 ihalelerinin anlamlı olmayacağını biliyorlardı. T2 ve T3 lisanlarını alan medya hizmet sağlayıcılarının yayına başlayabilmeleri için gerekli altyapıyı kuracak Verici Tesis ve İşletim Şirketi'nin kurucu ortakları T1 lisansı sahipleri olacak. Karışık bir cümle olduğunun farkındayım. Konunun ayrıntılarını merak ediyorsanız daha önce yazdıklarıma göz atabilirsiniz.  Sonuçta 7 Nisan 2014 tarihli açıklama sayısal karasal televizyon yayıncılığı...

EBU, İsveç hükumetinin kararından rahatsız

Avrupa Yayın Birliği ( E uropean B roadcasting U nion) web sayfasında yayınladığı  açıklama  ile İsveç hükumetinin 2017 yılı sonrasında 700 Mhz bandını televizyon yayınının yanında mobil hizmetlere de açması kararından duyduğu endişeyi dile getirmiş. Avrupa'nın neredeyse tümünde analog karasal televizyon yayınları sonlandırıldığı için geçmişte televizyon yayınları için kullanılagelen 800 MHz frekans bandı mobil servislere tahsis edildi. Tabii öyle bedavaya yapılmadı bu tahsis. Epeyce yüklü meblağlar karşılığı ihaleler düzenlenerek isteklilere sunuldu. Televizyon hizmetlerinin sayısallaştırılmasıyla ortaya çıkan bu imkan, literatürde digital dividend (sayısal pay) olarak adlandırılıyor. İnternette bu digital divident kelimesi ile arama yaparsanız epey kaynak bulabilirsiniz.  Televizyon yayınlarını karasal ortamda iletirken analogdan sayısala dönüşüm ile ortaya çıkan kapasite fazlasını başka hizmetler için kullanmaya başlamak kamu hizmeti yayıncılar...

Analog karasal televizyon yayınlarının sonlandırılmasına tam bir yıl kaldı

Önümüzdeki yıl bugün, yani 3 Mart 2015 'te analog karasal televizyon yayınları sonlandırılıyor olacak. Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) 3 Mart 2011 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6112 sayılı yasaya göre durum böyle. Peki bugün itibariyle, RTÜK'ün yayınladığı ve hali hazırda web sayfasında erişime açık durumda bulunan KARASAL SAYISAL TELEVİZYON YAYININA GEÇİŞ UYGULAMA TAKVİMİ 'ne göre nelerin olması gerekiyordu? Gelin birlikte göz atalım:  Ankara ( 1 Kasım 2013) Bursa ( 1 Aralık 2013) İstanbul ( 8 Aralık 2013) Adana ( 15 Aralık 2013) Yalova ( 22 Aralık 2013) Kocaeli ( 3 Ocak 2014) Sakarya ( 8 Ocak 2014) İzmir ( 13 Ocak 2014) Mersin ( 18 Ocak 2014) Antalya ( 23 Ocak 2014) Kayseri ( 28 Şubat 2014) Yukarıdaki 11 ilde düzenli sayısal karasal televizyon yayınları (DTT) başlamış olmalıydı. Konya 'da ise yarın (4 Mart 2014) tarihinde DTT yayınları başlayacaktı.  Bugünkü durumda ise, Ankara'da Anten A.Ş. k...

Jardin d'Acclimatation, Paris

Paris'in batısında yer alıyor Jardin d'Acclimatation . Girişi ücretli olan bu parkta çocuklara keyif verecek bir çok etkinlik bir arada sunuluyor. Özellikle güzel havalarda çocuklarla dolu oluyor.  Lunapark, kum havuzu, oyun parkı, mini hayvanat bahçesi, safari park adını taktığım bir alanın yanı sıra küçük bir manej de parkta mevcut.   Safari parkuru benim taktığım isim. Parkın bu kısmının orijinal adı les aventures forestières. Tercümesini sorarsanız, yanlış bilmiyorsam, macera ormanı - orman macerası gibi bir şey oluyor. İp köprüleri, kütükler üzerinde yürümeler..  Gördüğünüz gibi çok yüksek değil köprüler. Zemin yumuşak.   Kaydırağa ulaşmak için epey çaba göstermek gerekiyor. İlk seferlerinde zorlansalar bile yeniden denemek isteği duyuyor çocuklar. Kendi başlarına uğraşıp yapabildiğini görmek, AVM'lerdeki korunaklı oyun parklarının veremeyeceği bir deneyim.   Aralıklar öyle ayarlanmış ki yapması çocuk için zor, ancak...

Musee de la Magie, Paris

Farklı özelliklere sahip çok sayıda müze bulunuyor Paris'te. Bunlar arasında, çocuklara daha çok hitabedecek olanlardan birisi Musee de la Magie . Marais bölgesinde, eski bir binanın alt katında, dar koridorlu ve mekanlı bir müze. Aslında iki müze demek daha doğru belki. Girişte sol tarafta otomat müzesi, sağ tarafta ise sihir müzesi var. Sihir müzesinde, sihirbazlıkta tarih boyunca kullanılan malzemelerin sergisinin yanı sıra 15 - 20 dakikalık bir gösteri de var. İp ve iskambil kartlarıyla yapılan gösteri, başarılı. Otomat müzesi de etkileyici. Girişteki otomatlar 18. yüzyıldan kalma. Hepsi çalışır durumda. Önlerindeki tuşlara basılınca hünerlerini sergiliyor. Yukarıda konumlandırılmış otomatların önüne basamak konulmuş. Bu sayede çocuklar da rahatlıkla görebiliyor. İç taraftaki otomatlar ise yeni. Ahşap ağırlıklı malzemeler ile yapılmış bu yeni otomatlar, bu zanaatin bir şekilde sürdürüldüğünü ortaya koyuyor. Otomat nedir diye soracak olursanız, bu bağlantıyı ziyaret etme...

Digital TV CEE 2014 Etkinliği, 24-26 Haziran 2014, @ Budapeşte

Geçen yıl, Krakow'da düzenlenen Digital TV Orta Avrupa ve Avrasya etkinliğine katılma şansı bulmuştum. Vestel ve SPI International, etkinliğin Türkiye'den katılan şirketleriydi. Bu yıl Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de düzenlenecek etkinlik, geçen yıl gibi, 3 güne yayılmış. İlk gün, tıpkı geçen yıl gibi, Over The Top Television (OTT TV) konusuna ayrılmış. Etkinliğin taslak ajandasını buradan indirebilirsiniz.  Over The Top TV, IPTV / Kablo TV işletmecileri için bir kabus mu yoksa ağlarını genişletmek için fırsat mı?  Yukarıdaki soru, son yıllarda sıkça soruluyor. Web TV ile IPTV'nin farkını sektör çalışanları çok iyi bilir. OTT'nin hangisine yakın olduğu ndan tutun, IPTV için kapalı bir şebekeye ihtiyaç hala var mı 'ya kadar uzanan sorular ise günümüzde tek yanıtı olan sorular değil. 24 Haziran 2014, bu soruların ve kafalardaki belirsizliklerin giderilmesi açısından önemli bir gün. Digital TV CEE etkinliğinin öncesinde OTT özel gününde bölgenin...

EBU radyo günlerinin ardından

13 Şubat 2014 tarihinde Avrupa Yayın Birliği'nin Cenevre'deki merkezinde Radyo Günleri adlı bir etkinlik düzenlendi. Yazının başlığına bakarak, sadeceozgur demek ki etkinliği izledi , diye düşünmeyin. 1998 yılından bu yana bulunduğum radyo televizyon dünyasında henüz ne EBU'ya, ne ABU'ya ne IBC'ye ne de NAB'e gitme şansı bulamadım. Daha yaşım genç (!), hayat uzun. Bir gün elbette deyip konuya geri dönelim: Yine Yeni Yeniden RADYO! Slogan bana ait. Gerçekten yine ve gerçekten yeni ve son olarak, yeniden RADYO. Yeni radyo çünkü; Uzun yıllardır süren FM radyo yayıncılığında değişiklik olanakları var: RadioDNS , radyonun tek yönlü yapısını değiştirmeye aday. Özel alıcılar ile evimizde ya da akıllı telefona indirilecek bir uygulama ile hep yanımızda taşıyabileceğimiz RadioDNS yayını sayesinde, dinlediğimiz radyo ile birlikte basit video klipleri, etiketleme, favorilere ekleme gibi yenilikler yaşayabileceğiz. DAB+ ile birlikte çok daha yüksek ses kalitesi...

Paris mezarlıkları: Pantheon

Paris mezarlıkları başlıklı ikinci yazım. Aslında Pantheon'a mezarlık demek pek doğru değil. Daha ziyade, anıt mezar. Binanın dışarıdan görüntüsü Roma dönemini ve Washington'daki Capitol Hall'ü hatırlatıyor. Soldaki fotograf Pantheon içerisinde yer alan maketine ait. Binanın içerisindeyken neden maketinin fotografını çektiğimi sorabilirsiniz. Basit ve geçerli bir nedenim var. Dışarıda bardaktan boşanırcasına bir yağmur yağıyordu ve şemsiyem yoktu. Bu yüzden binanın dıştan fotografını çekemedim. Aslına bakarsanız bu maketin görüntüsü binanın şu anki görüntüsünden daha güzel. Çünkü bir tadilattan geçiriliyor bina. Meşhur sarkaç da yerinde değil mesela. Giriş ücretli ve 7,5 €. Rehberli turlar yapılıyor belli saatlerde. Binanın içerisinde bu rehberli turları bekleyebilirsiniz. Ya da benim gibi yapıp kendiniz gezebilirsiniz. Ücretsiz olarak çeşitli dillerde hazırlanmış broşürler var. Türkçe bu çeşitli diller arasında yok.  Kilise olarak inşaa edilen kilise, devrimin ardında...

Sayısal radyonun Avrupa'daki durumu

Henüz sayısal karasal televizyon yayınlarına başlayamamış, Avrupa'daki belki de türünün tek örneği, ülkemizde sayısal radyo konusunda yazmak ne kadar anlamlı bilemiyorum. Gene de pazartesi günü Salon de la Radio etkinliğinde 11.30 - 13.30 arasında WorldDMB'nin düzenlediği oturumunun konusundan bahsetmeden duramadım. French Radio Show adlı üç günlük etkinliğin simultane tercüme yapılacak tek oturumunun programını ekleyerek başlayayım: 11:30 – 11:35 Welcome and Introduction to the Session Olivier Oddou, Editor-in-chief of SchooP.fr 11:35 – 11:55 Europe: Digital Radio / RNT in Europe – status report Patrick Hannon, President, WorldDMB and Vice President Corporate Development, Frontier Silicon Digital radio is well established in UK, Norway, Denmark and Switzerland, Germany launched DAB+ services in 2011 and Norway has become the first country in the world to set a date for Digital Switch-Over in 2017. The Netherlands launched national services in Septem...

asrın vebası: narsisizm illeti / Jean M. Twenge ve W. Ketih Campbell

Kaknüs Yayınları'nın psikoloji serisinden ilk baskısını 2010 yılında yapan ilginç bir çalışma. Türkçeye Özlem Korkmaz tarafından çevrilmiş. Yazarların her ikisi de psikoloji alanında doktora derecesine sahip ve öğretim üyesi olarak çalışıyorlar. Jean Twenge'nin gene Kaknüs Yayınları'ndan çıkmış Ben Nesli adlı bir çalışması varmış. Narsisizm illeti adlı çalışma, bir yerde Ben Nesli çalışmasının devamı niteliğinde. Kitabın adına bakınca içeriğinin çocuk yetiştirmekle bu kadar ilgili olacağını düşünmemiştim. Facebook ve twitter çağında, herkesin kendisinden ve yaptıklarından bahsettiği bir döneme dair eleştirel tespitler okuyacağımı ummuyordum. Bir dönem her iki sosyal platformun, fazla aktif olmasa bile, üyesi olup sonradan her iki hesabını kapatmış birisi olarak bu eseri okumam gerektiğini düşünmüştüm. Kitabı bitirdiğimde, çocuk yetiştirmeden kişisel disipline birbirinden farklı görünen ancak çok bağlantılı konularda yararlı bilgiler ve öneriler öğrendim. Kitap Ameri...

Paris, Frankfurt... yahut Hiç! / Ahmet Haşim

Seyahate çıkan bir dostunuz size her vardığı yerden muntazaman mektup, kart yazarken birdenbire susması, ya öldüğüne veyahut Paris'e vardığına delalettir. Paris'in havasına giren adam, mektup yazmak için artık vakit bulamaz, böyle şeylerle meşgul olmayı hiç düşünmez. s.26 Yukarıdaki alıntı, Ahmet Haşim'in 1928 ve 1929 yıllarında Paris'e, 1932 yılında ise Frankfurt'a yaptığı gezilerde tuttuğu notlardan. idefix sayesinde görüp aldığım kitabı yayına hazırlayan Serdar Soydan. Notos Gezi Kitaplığı tarafından çıkartılan kitabın Eylül 2008 tarihli ilk baskısını okudum. Ahmet Haşim, gezi notlarını farklı kitaplarda yayınlamış. Üç gezisinin tüm notlarını bir arada yayınlamak Notos'un çabasıyla gerçekleşmiş. Geçenlerde çocukları Paris'in içindeki hayvanat bahçesine götürdük. Maymun kafeslerini dolaşırken aklıma Haşim'in aşağıda alıntıladığım anısı geldi: Bir gün Paris'te, hayvanat bahçesinde, maymunlar kafesi karşısında dururken, hatırıma gelen bir ...

Paris Bir Yalnızlıktır / Feridun Andaç

Feridun Andaç adını, başlayıp henüz bitiremediğim, Buket Uzuner'in Gümüş Kız adlı kitabından hatırlıyorum. İdefix.com sitesinde adından Paris geçen kitapları sıralayıp satın alınca Paris Bir Yalnızlıktır'la ve dolayısıyla Feridun Andaç ile tanışmış oldum. Neden bilmem Feridun Andaç ismi, duyduğumdan bu yana bana Nurullah Ataç'ı anımsatıyor. Oysa ne isim tutuyor ne soyisim. Kavis yayınlarından ilk baskısını Kasım 2009'da yapan eserin tam ismi Paris Bir Yalnızlıktır Bir Kent Üzerine İzlenimler / Gözlemler / Yansımalar. Yayıncı tarafından anlatı - deneme olarak sınıflandırılmış 230 sayfalık eser. Yazar tarafından çekilen güncel fotograflar ve kimi eski fotograflar eşlik etmiş metinlere. Paris, bir çok başa ülke yazarı gibi, Türkçe yazanları da derinden etkilemiş kentlerden. Nedim Gürsel ve Cüneyt Ayral gibi Paris'te yerleşmişlerin yanısıra bir dönemini Paris'te geçirmiş sanatçılarımız var. Onların Paris'e ilişkin gözlemleri, yaşanmışlıkları ilgimi çekiyor....

Aşk Hastalığı / Levent Mete

"...Ne iyiydi herşey, ne kolaydı, ne kadar anlaşılır, bilinir, sevilirdi. Sütlüman bir deniz gibiydi. İyi lokantalarda yenen yemekler, birlikte eğlenilen akşamlar ve hafta sonları vardı, açılışlar, kutlamalar, çocukların ve arkadaşların yaş günleri, birahanelerde ve barlarda dertleşmeler yerine göre, biz birlikte farklı ve ayrıcalıklı bir zümreyiz fikri, düzenli, hızlı ve güvenli kazancın, incelikli zevklerle yönetilen harcamanın güzelliği, marka bir ceket, özel yapım bir ayakkabı, güçlü bir otomobil. Eğitimsizlerden, aptallardan, yetersizlerden, görgüsüzlerden, yoksullardan, şehre sonradan gelenlerden, temizliğine dikkat etmeyenlerden, karılarını dövenlerden, çocuklarını okula göndermeyenlerden, sokaklara tükürenlerden, şunlardan ve bunlardan yakınmanın kendine özgü tatları..." (s.208) Yukarıdaki alıntı İzmir'de yaşayan psikiyatrist doktor Levent Mete'den okuduğum ilk romandan. Aşk Hastalığı Şubat 2007'de ilk baskısını yapmış Can Yayınları'ndan. Benim o...

Sayısal karasal televizyon yayının olduğu bir ülkeden notlar

Uzun yıllardır sayısal karasal televizyon yayını hakkında yazıp, konuştum. Zaman zaman bu yayınların düzenli yapıldığı ülkelere geçici ziyaretlerim oldu. Sayısal karasal televizyon yayınlarının olduğu bir ülkede yaşamaya başlayınca, bu konudaki gözlemlerimi paylaşmak istedim.  Oturduğumuz evde analog dahili alıcısı olan eski model bir LCD televizyon var. Eve geldiğimizde ilk işim bir elektronik markete gidip DVB-T alıcısı almak oldu. 35 €'ya aldığım kutu, aynı zamanda USB girişi ile medya oynatıcısı olarak da kullanılabiliyor. HD yayınları alma özelliği de var. Evde ortak çatı anteni var. Duvardaki prizin konnektöründe sorun olunca bizim tavşan kulak antenlerden satın aldım. 10-15 € gibi bir paraya aldığım anteni takınca, şifrelilerle birlikte 40 kanalı izlemeye başladık.  Eve internet bağlatmak için bir kaç şirket ile görüşünce internetin yanında televizyon ile 100 ülkeye sabit numaralarını ücretsiz ve sınırsız aramamıza olanak veren telefonunda pakete dahil olduğunu g...

Paris Kahveler Atlası / Uğur Kökden

Teknik eğitim almış yazarlardan okuduğum kitaplar ayrı bir haz veriyor bana. Bugüne kadar okuduğum en etkileyici roman olan Tutunamayanlar'ın yazarı Oğuz Atay gibi Uğur Kökden de inşaat mühendisliği eğitimi almış. Çınar Yaylalı adlı meslektaşımın hikayelerini de keyifle okumuştum. Kavis Kitap'tan ilk baskısını 2011'de yapan 2 07 sayfalık kitap, 1960'lı yıllarda Paris'te yazılmış denemelerden oluşuyor. O yıllarda Paris'te çalışan Kökden bir yandan kente ruhunu katan yazarların kitaplarından izlenimlerini aktarıyor bir yandan da özelde Paris'e genelde Fransa'ya ilişkin gözlemlerini. Günümüzde Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya'nın da ebedi mekanı haline gelen Pere Lachaise mezarlığına dair yazdıklarını Paris'i gezenlerin ne kadarı farkında acaba? ...Aslında bu mezarlık, Napoleon'un buyruğuyla Devrim'in ve 1871 Komün Hareketi'nin rengini taşıyor. Tek başına "Federeler Duvarı" bile bunun kanıtı. Öyle ki, o duvarın dibinde Feder...

Elveda Afrika Hoşça Kal Paris / Hıfzı Topuz

Cumhuriyetimiz ile yaşıt Hıfzı Topuz'un yaşamında iz bırakanları anlattığı anı kitabını ilgiyle okudum. Remzi Kitabevi'nden ilk baskısını 2005 yılında yapan eser 500 sayfaya yakın. Paris ve Afrika anıların geçtiği iki mekan. 1983 yılına kadar UNESCO'da çalışan Topuz, bu süre içerisinde Paris'te yaşayan ve yolu Paris'e düşen bir çok sanatçı ile yakın ilişkiler içerisinde olmuş. Kitabında bu kişilerle ilişkilerini de anlatıyor. Avni Arbaş, Fikret Mualla gibi ressamlardan Bedri Rahmi, Nazım Hikmet gibi şairlere dek uzanan kişiler, kitapta ayrı başlıklar halinde anlatılmış. Hıfzı Topuz'dan iki tarihi roman okumuştum bugüne kadar. İlki Kara Afrika'nın kara yazgısını değiştirmek uğruna verdiği mücadelede öldürülen Lumumba'yı anlatıyordu. Diğeri ise Osmanlı'nın son dönemine eğilmişti. Anıları okuyunca iki kitabın kaynağını anlamış oldum. Topuz'un ailesi, Osmanlı'nın son dönemine tanıklık edenlerden oluşuyor. Bu tanıklıkları dinleyerek büyümüş T...

Les Invalides

Les Invalides, Paris'in en çok görülen bina komplekslerinden sayılır. Napolyon'un mezarının da yer aldığı Dom Katedrali'nin kubbesini Paris'e gelip de görmeyen yoktur. Bu kadar çok görülen bina, ne kadar ziyaret ediliyor bilemedim. Üç müzeye ev sahipliği yapan, zamanında askerler için hastane ve otel olarak inşaa edilmiş Hotel Les Invalides'i ziyaret etmek için 9,5 € ücret ödemek gerekiyor. Bu ücret karşılığında kompleksteki üç müzenin yanı sıra Napolyon'un mezarını da dolaşabilirsiniz. Eğer rehberiniz yoksa, sesli rehber kiralamanızı öneririm. 6 € karşılığında kiralayabileceğiniz sesli rehber, ne yazık ki, dilimizde mevcut değil. Les Invalides'e en azı iki saatinizi ayırmanız yerinde olacaktır. Eğer askerliğe özel merakınız varsa süreyi tüm güne de çıkartabilirsiniz. Müzelerde Fransa tarihine ilişkin genel bilgiler edinebilirsiniz. Fransa tarih boyunca bir çok savaşa katılmış. Gerek kendi coğrafyasında gerekse Afrika'da bir çok cephede mücadele...

Yüzbaşının Oğlu / Nedim Gürsel

Doğan Kitap'tan bugüne kadar 25 eseri yayınlanan Nedim Gürsel ile tanışmam, aynı yayınevinden çıkan son kitabı Yüzbaşının Oğlu'yla oldu. Deyim yerindeyse henüz mürekkebi kurumamış, Ocak 2014 tarihli ilk baskısını okudum. İlk baskısını 10.000 adet gibi ülkemiz için büyük bir sayıda yapan eser özellikle, Gürsel'in de mezunları arasında yer aldığı, Galatasaray liselileri yakından ilgilendiriyor. Romanın kahramanı Galatasaray lisesinin parasız yatılı öğrencilerinden. Annesini küçük yaşta yitirmiş, o dönem yüzbaşı olan babası ve göçmen babaannesiyle büyümüş, ardından Galatasaray'da kendini bulmuş, bir şekilde hayata tutunmakta sorunlar yaşamış ve ömrünün son deminde anılarını teybe kaydeden kahramanımızın kaydını okuyoruz aslında. Kahramanın babası 1960 askeri müdahalesini gerçekleştiren subaylardan birisi. Bu yanıyla döneme ve erke yönelik eleştiriler içeriyor. Romanın kahramanı günümüzde İstanbul'da yaşıyor. Yaşadığı ülkenin yönetiminden ve yöneticilerinden şikayetç...

Ulusal Seramik Müzesi, Sevr / Paris

Paris denilince akla gelenleri sıralasak neler sayabiliriz? Eyfel kulesi, Notre Dam katedrali, Şanzelize caddesi, Saint Germain...Aklımıza Sevr gelmez. İşin doğrusu 9 numaralı metro hattının son durağını görmeden önce benim de aklıma Sevr gelmiyordu. Dün 9 numaralı hattın son durağını okuyucunca ve kısa bir Google araması sonucu tarih derslerinden hatırladığımız, zaman zaman ruhunun hortlatılmaya çalışıldığına dair açıklamalara rastladığımız o ünlü Sevres anlaşmasının Paris'in banliyösünde imzalandığını öğrendim. Siz kıymetli okuyucularım için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan bendeniz, onca işin gücün arasında, Sevres'e gidip antlaşmanın imzalandığı Seramik Müzesi'ni gezdim ve fotoğrafladım. Baştan söyleyeyim, antlaşmanın yapıldığı tarihte de şimdi de seramik müzesi olarak kullanılan binada, antlaşmaya dair hiçbir bilgi yer almıyor. Binada ülkemizle ilgili tek belge / anıt / heykel aşağıda fotoğrafını da göreceğiniz anma anıtı. Osmanlı İmpatorluğu'nu fiili olarak bi...