Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Multimedia Home Platform lisansı

Yazının başlığı siz bir şey ifade etmediyse ve yayıncılık sektöründe çalışmıyorsanız devamını okumak sıkıcı gelebilir. Malum DVB adlı organizasyon (DVB-S/T/C/H gibi bir sürü standartı geliştirmiş Avrupa temelli yapı) etkileşimli televizyon standartı geliştirmek için kolları sıvamış ve açık standartlı (dikkat buyurun açık kaynak kodlu değil) Multimedia Home Platform (MHP) adlı seçeneği ortaya koymuştu. Avrupa Yayın Birliği, Avrupa Komisyonu gibi yapılarca önerilen standarta ait lisanslar açıklandığında çok ciddi hayal kırıklıkları yaşanmıştı. Hatta Avrupa Yayın Birliği, MHP'yi önerdiğini açıkladığı metni askıya almış ve bu yıl başlarında geri çektiğini duyurmuştu. Bu kadar olaya yol açan neydi? Malum geliştirilen teknolojileri kullandığınızda lisans ödemeniz gerekiyor. Özellikle kullandığınız teknoloji ile kar elde ediyorsanız (mesela yifreli yayınlıyorsanız içeriğinizi) bu lisans artabiliyor. MHP'nin lisans haklarını yöneten VIA adlı şirketin ilk açıkladığı lisans ücretleri FTA...

milliler finale çıkar mı?

Zor soru. Maçların öncesinde buraya (yarı finale) çıkar mı diye sorsalar pek çok kişi yok artık derdi. Ama şimdi durum farklı. 3 maçı üst üste akıl almaz şekilde kazanınca beklentiler değişti. Takım mucizeye doğru emin adımlarla yürüyor. Mucize için gerekli herşey var aslında. Yarı finale çıkan takımımız 23 kişilik kadrodan 14 ayakta kalanla yola devam ediyor. Maç öncesi ahkam keseyim biraz. İlk yarı gol yemeden geçebilirsek herkes herşeye hazır olsun derim. Kupayı bile alabiliriz. Ancak ilk yarı iki farklı geriye düşersek, buraya kadarı için teşekkürden başka yolumuz kalmaz diyorum. Bakalım yarın göreceğiz.. Sonuç ne olursa olsun temennim, tartışmasız bir maç olsun isterim. Net skorlu, hakem vs tartışması olmayan. Malum, hem Türkiye'de yaşayan bir sürü Almanya kökenli vatandaş var hem Almanya'da yaşayan bir sürü Türkiye kökenli vatandaş.... Takım tutmayı bile bırakan futboldan uzak bir garibin yorumu. Çok dikkate almayın derim :)

Şaka gibi levha

Yanda görmekte olduğunuz trafik levhası şaka gibi gerçekten de. Ankara'nın birbirinden bilimsel alt geçitlerinin birisinin sonucu olarak, levhanın konulduğu bölgedeki bir sitenin çıkışına konulmuş. İleri gitme olanağınız yok. Çünkü ileri gidecek yol yok. Ya sağa ya sola dönmelisiniz, ancak ikisi de yasak :) İnanmayanlar, levhayı yerinde görmek isteyenler için adres şöyle: Atatürk bulvarından aşağı doğru giderken, Kuğulu kavşağına gelmeden girilen alt geçit var. Bu alt geçite girmeyip sağdan giden (soldan giden değil, dikkatinizi çekerim...) incecik tek şeritlik bir yol üzerinde. Yol Polonya elçilik binasına doğru gidiyor ve zaten orada elçilik var diye bırakılmış. Ancak elçilik binasına giderken İlbank sitesinin önünden de geçiyor ve sitenin araç çıkış kapısı da var. Sanırım artık araç çıkışı için kullanılamayan bir kapı...

Mobbing

Mobbing, özellikle bizim mesleğimizde sıklıkla karşılaştığımız sorunlardan. Belki bizim mesleğimizde demek çok doğru değil. Çünkü ülkemizde iş yerlerinde yönetici olanlar, kendilerine bağlı olarak çalışanlara karşı davranışlarında, kimi durumlarda farkına bile varmadan, mobbing uyguluyor. Anlam olarak bakıldığında: psikolojik şiddet, baskı, kuşatma demek oluyormuş Latince'de. Özgür Üniversite wikipedia'daki tanımlamaya göre: Kendini göstermeyi ve iletişim oluşumunu etkilemek: Sözünüz kesilir, yaptığınız iş sürekli eleştirilir, jest ve bakışlarla ilişki kesilir, yazılı ve telefonda tehditler vs. Sosyal ilişkilere saldırı: Kimse sizinle konuşmaz, diğerlerinden ayrılmış bir işyeri verilir, çalışanların sizinle ilişkiye geçmeleri yasaklanır, orada değilmişsiniz gibi davranılır. İtibarınıza saldırı: Arkanızdan kötü konuşulur, asılsız söylentiler çıkarılır, kararlarınız sürekli sorgulanır, özgüveninizi olumsuz etkileyen bir iş yapmaya zorlanırsınız. Kişinin yaşam kalitesi ve mesle...

Einstein, Düşünmenin Keyfi; Françoise Balibar

Yapı Kredi Yayınları'nın Genel Kültür Dizisi adlı küçük kitaplarından birisi Albert Einstein'e ayrılmış. 144 sayfada bol fotograf ve çizimlerle kolay okunan, herkesin anlayabileceği bir dil kullanılarak Einstein'in yaşamı ve teorileri açıklanmış. Genel görecelik kuramı, Bohr ile ilişkileri, olasılığın kuantum fiziği ile ortaya çıkışı karşısında determinizmi savunması ve bunu Tanrı zar atmaz diye dillendirmesi, Yahudiliği, tanrı tanımazlığı... kısacası insan olarak Einstein'ı okuyuculara anlatan bir yapıt. Herkese ama özellikle fizikle ilgililere tavsiye ederim. Kitabın Fransızca aslı Einstein, la joie de la pensée, Gallimard'ın Découvertes dizisinde yayınlanmış. YKY'nin Genel Kültür Dizisi de bu dizinin çevirilerinden oluşuyor. Françoise Balibar bir fizikçi. Paris Diderot Üniversitesi'nde ders vermiş, Einstein'ın seçme eserlerinin Fransızca baskısının editörlerinden biri.

sigara içenlere özel...

Aşağıdaki yazı, aynı liseden mezun olduğumuz tıp doktoru abilerimizden birisine (Dr. Kerim KABAN'a) ait. Lisemizin elektronik listesine göndermiş olduğu 2001 tarihli yazısını kendisinin izni ile sizlerle paylaşıyorum. Sigara içerken bir kez daha düşünmenizi rica ediyorum. Kendiniz için olmasa bile insanlığın genel çıkarı için: Akciğer kanseri, hem erkek hem de kadınlarda açık farkla en çok öldüren kanser. Akciğer kanseri, sebebi iyi bilinen az sayıda kanserden biri ve %90'dan fazlası doğrudan sigara yüzünden. 1920 yılında ABD'de toplam akciğer kanseri sayısının binden az olduğunu biliyor muydunuz? ABD'de kadınların sıklıkla sigara içmeye başladıkları 1960'lardan bu yana, akciğer kanseri yüzde 450 artarak meme kanserini çoktan sollamış durumda. Sigarayı bıraktığınız zaman yıllık risk sanılanın aksine değişmiyor. O güne kadar içtiğiniz sizinle kalıyor. Diyelim ki listemizin tüm üyeleri 15 yaşında sigara içmeye başlamış. 45 yaşında, listeden her bir buçuk yılda bir kiş...

Anket sonuçları

Ankara'lı içme suyunu nasıl sağlıyor anketim bitmek üzere. Bu güne kadar 47 kişi oy kullanmış. Bunlardan 41'i damacana kullanıyor. Musluktan akan suyu içtiğini söyleyen 3 kişi olmuş. Kalanlar ise artıma cihazı sahibi ve kaynaktan kendim dolduruyoru diyor. Blogspot'un sağladığı bu olanağı (anket) daha sık kullanmayı planlıyorum. Bundan sonraki anketim sayfam ile ilgili olacak. Ziyaretçi trafiğinden görebildiğim kadarıyla tarayıcıya (internet explorer-firefox ve benzeri yazılımlar) sayfanın adresini yazarak ulaşan sayısı devede kulak :) Ezici çoğunluk internetteki meşhur arama motoru google'da bir konuyu ararken (bazen çok ilgisiz sonuçlar da çıkabiliyor) sayfaya düşenler :) Anket sayfaya erişim şekline ilişkin. Açık uçlu soru sorma olanağım yok ne yazık ki. Yoksa anahtar keliminiz neydi? Neyi ararken sayfama geldiniz diye sorardım. Yanıtlarınızı bekliyorum...

Chiko, film

Hamburg'da geçen karanlık, bildik bir hikaye. Almanya'ya uyum sağlayamamış, doğru düzgün işi olmayan iki arkadaşın büyük dram ile biten macerası. Denis Moschitto (Chiko), Temmuz'da adlı Fatin Akın filminden hatırladığımız Moritz Bleibtreu (Brownie) ve Volkan Özcan (Tibet) çok başarılı oyunculuk çıkardığı Özgür Yıldırım adlı genç yönetmenin oldukça kanlı şiddet sahneleriyle Pulp Fiction'ı anımsatan filmi. Para, statü, rahat hayat, anneye böbrek, lüks araba hayalleriyle girişilen uyuşturucu satışı işi su testisi su yolunda kırılır atasözüne uygun olarak sonuçlanıyor. Filmin sonlarında Volkan Özcan ve Denis Moschitto'nun karşılıklı oynadığı sahne çok etkileyici. Uzun zamandır film izlememiş birisi olarak verdiğim paraşı sonuna kadar hakettiğini düşünüyorum. Kanlı sahnelerden hoşlanmayanlara önerilmez...

Gülhan’ın Galaksi Rehberi

TV8, ilginç programlara ev sahipliği yapmasıyla, düzeyli haberciliği ile ilgimi çeken bir kanal olmuştur. MNG Holding'e ait kanal ilk kurulurken, açıkçası, pek uzun ömürlü olacağını düşünmemiştim. Beni yanılttı, iyi ki de yanılttı. TV8'de kanal değiştirirken görüp takıldığımız Gülhan'ın Galaksi Rehberi'ni sonuna kadar izledik. Çok sık yaptığımız bir şey değildir. Kanal değiştirirken karşılaştığımız yapımlara, genellikle 3-5 dakika bakıp kanal değiştirmeye devam ederiz. Ancak Gülhan Şen'in soyadı gibi şen ve sıcak tarzı ilgimizi çekti. Programın post prodüksiyonu da gayet başarılı. Grafikler, müzikler, geçişler ilgiyi sürekli kılıyor. Kasıntısız, rahat sunuş tarzı başka gezi programlarında da denenmiş ve izleyicinin genelde beğendiği bir tarz olarak sıklıkla kullanılmıştır. Ancak, sunucunun bunu tarz olsun diye yaptığı hissedilirse o zaman uzun soluklu olmuyor yapılanlar. Şen'in web sayfasını okuyunca bu doğallık ve rahatlığın program için oluşturulmuş bir tarz ...

Kyoto protolü dünyayı kurtarır mı?

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak yaygın bir durum. Özellikle de ülkemizde. Kulaktan dolma bilgilerle, genellikle sloganlarla ilerleyen insanların sıklıkla düştüğü bir durum. Slogan, savunulan fikri kısa ve vurucu bir şekilde ifade eder. Adı üzerinde kısadır, vurucudur ve fikrin tamamını içermez. Eğer sadece sloganları öğrendiyseniz ve onları tekrarlayarak kendinizi konunun uzmanı adleder hale geldiyseniz vay halinize... Kyoto protokolü konusunda benzer bir durum var. Bir grup, Kyoto'yu imzala dünyayı kurtar diyor. Konuyu daha iyi bilenler, Kyoto'yu imzala ama tek başına bu yetmez. Dünyayı kurtarmak istiyorsan başka işler de yapmanız gerekir, bunların içinde şehirler arası yolculuklarınızda uçak kullanmamak da var mesela diyor. Dönüp sözleşmeyi imzalayan ülkelerin sayısına, dünyadaki dağılıma, sözleşmenin kalan süresine (2012-2008=4 yıl) bakan Özgür ise işin içinde başka iş var galiba demekten kendini alamıyor :) Aşağıdaki grafik özgür üniversite wikipedia'dan. Kyo...

Anket devam ediyor

Sayfanın sağ tarafında anketimiz sürüyor. Sonuçları ben de sizler kadar merak ediyorum. Ankete yanıt verebilmek için internete ulaşabilmenin ön koşul olduğunu akılda tutmakta yarar var elbette. Yani musluk suyu içtiğini belirtecek bir grup insan, böyle bir anketin varlığından haberdar değil, haberdar olsa bile internete erişim olanağından yoksun. Bununla birlikte son dönemlerde her sokak başında açılan damacana su satıcıları, neredeyse her hafta iş yerlerine gelen arıtma cihazı tanıtıcıları Ankara'lıların bir bölümünün içme suyundan endişe ettiğinin göstergesi. Türkiye'de yaşayanların belleklerinin güçlü olmadığından dem vurulur, ülkeyi kurtarmak üzere kurulan (genellikle rakı) içki sofralarında. Bellek ne kadar zayıf olursa olsun Çernobil ve ardından çay içen yöneticiler unutulmadı. Şimdi suyun güvenli olduğuna ikna için ekranlarda su içmek inandırıcı gelmiyor. Yapılacak şey basit. Konunun taraflarını dinlemek, aynı masa etrafına toplayıp ortak akılı işletmek.