Herkes için böyle midir, bilmiyorum. Kendimde fark ettiğimden bu yana değiştirebilmek için çaba harcıyorum. Neden bahsettiğimi merak etmişsinizdir. Etmediniz mi? Onca kelime ile ilginizi çekemediysem yazının devamını okumak için vakit harcamayın. Merak edenleri ise fazla bekletmeyeyim. Yazının başlığını irdeleyeceğim, ama önce biraz geriye gidelim. Bir şeyleri yapmak tek başına yeterli gelmiyor çoğu kez. Gördüğüm, duyduğum, okuduğum, yaptığım "şey"leri anlatmak, paylaşmak istiyorum. Blog yazmaya başladığım senelerde, yani bu yazıyı okuyanlardan 20 yaşından küçük olanlarınız henüz doğmamışken, internette Türkçe içerik azlığına çözüm gibi ulvi bir amaç uydurmuştum, neden yazıyorsun diye soranlara. Dönüp baktığımda aslında o gün de bugün gibi yapıp ettiklerimin başkalarından yansımalarını arıyormuşum. Yansıma... Ne garip ve bir o kadar da ele verici bir kelime. Eskiden, internete modemlerin cızırtılı sesleriyle bağlandığımız, ekranların henüz cebimize girmediği zama...
Sezon başında, kadro genişliği ve kapasitesi bakımından zirveye oynayacak bir takım görüntüsü vermiyorduk. İlk haftalarda 1-0'larla biten maçlarla 3 puan alırken de bunun sürdürülemez olduğunu düşünenlerdendim. Bir ara neden olmasın diye düşünüp yazsam da bu sene, o sene olacağına pek inanmıyordum. Son haftalarda üst üste puan kayıpları yaşamasaydık ligi ikinci bitirip şampiyonlar ligi ön elemelerine gitmek işten bile değildi. Gene de sezonun başarılı geçtiğini düşünüyorum. Fatih Tekke ile yeni sezonda, çok daha başarılı bir Trabzonspor izleyeceğimizi umuyorum.