Elçin Poyrazlar'ın çıplak kalp adlı romanını okudum. Elçin Poyrazlar'dan okuduğum ilk eser. Kasım 2023 tarihinde ilk baskısını yapmış. Romanda cemaatler, iş insanları, emniyet arasındaki grift ilişkiler ve bu süreçlerde istismara uğrayan çocuklar konu edilmiş. Kahramanların bir bölümü, sanırım Poyrazlar'ın önceki romanlarında da yer alıyor. Finalini hiç beğenmedim. Sürpriz olarak sunulan son, romanın genel akışında bir yere oturmuyor. Okuma keyfini bozmamak adına spoiler vermedim, okuduğunuzda sizin yorumlarınızı da beklerim. Poyrazlar'ın başka eserlerini de okuduktan sonra daha kapsamlı bir değerlendirme yazmak istiyorum. Yukarıda okuduğunuz benim yorumum. Aşağıda okuyacağınız ise bu yoruma Gemini'nin yaptığı yorum: Bu değerlendirmenizi tekrar ele aldığımızda, aslında kurmayı planladığınız o kapsamlı yazının iskeleti ve ana tezi için mükemmel bir taslak niteliğinde olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Bir eleştiri yazısının, metni övmekten ziyade güçlü ve aksay...
İkinci bölüme kadar sabırla okursanız, üçüncü bölümle birlikte çarpıcı betimlemeler, derin ruhsal irdelemeler ve hesaplaşmalarla örülü bir romanın içine düşüyorsunuz. Nevzat Çelik’in ne yazık ki yeni baskısı bulunmayan romanı Bağışlanmış Hüzün ’den söz ediyorum. Sahaftan edinip bir İtalyan kasabasındaki yalnız gecelerime yoldaş ettiğim bu romanı, İstanbul’a dönmeden bitirdim. İlk kez blog yerine yapay zekâya anlatıyorum okuduklarımı. Belki de buraya bırakılan notların kaybolmayacağını düşünmek hoşuma gidiyor. Eğer şu an bu satırları blogda okuyorsanız, demek ki sonunda onları oraya taşımaya karar vermişim. Romanın ilk iki bölümünde kurulan yapı ve kullanılan dil zaman zaman rahatsız edici denebilecek kadar kaba, yalın ve sert. Fakat üçüncü bölümün ortalarından başlayarak roman bambaşka bir derinlik kazanıyor. Deyim yerindeyse elimden bırakamadım. Ve son sayfaya kadar ustalıkla gizlenen final… Gerçekten etkileyici. Ne diyeyim… Ellerine, aklına, yüreğine sağlık Nevzat Çelik.