Ana içeriğe atla

DAB+ seneler sonra Türkiye'de

Blog sayfamı şöyle bir karıştırdım bu yazıyı hazırlarken. Sayısal karasal radyo yayıncılığı ile ilgili ilk yazımın tarihine baktım: 31 Ocak 2011'de Radyo Dünyasında Teknolojik Gelişmeler başlığı ile yayınlamışım. Nereden baksanız 15 sene geçmiş üzerinden. Ülkemizde DAB deneme yayınlarının 2002 yılında başladığını hatırlayan çok yoktur. 

Epey uzun bir öyküsü var sayısal karasal yayıncılığın ülkemizde. Televizyonu ayrı, radyosu ayrı. Bu blogda DTT etiketli 114 yazı bulunuyor. Sayısal karasal radyo ile ilgili de 50'nin üzerinde. Tüm bu yazıları özetlemek istemiyorum sabahın bu saatinde. 

Neden bu yazıyı yayınladığıma gelince. Günümüzde bir çok araç radyosunda DAB+ alıcısı standart olarak bulunuyor. RTÜK 2026 yılında Ankara, İstanbul ve İzmir'de DAB+ deneme yayınlarına başladı. FM frekansları için tahsis ihalesini yapmayan RTÜK, DAB+ kapasitesi için de herhangi bir ihale duyurusu / süreci başlatmadı. Kamusal kıt kaynak olan frekansı / kapasiteyi hangi kriterlere göre hangi yayıncılara tahsis ettiği belli değil. 

Aşağıdaki soruların yanıtlarını hemen vermeyeceğim. Her birinin yanıtı, blogdaki 50+ radyo etiketli yazıda mevcut. Dilerseniz blogu biraz karıştırıp sizler de bulabilirsiniz. Belki ileride tüm soruları derleyip yeni bir yazıda toplarlarım. O zamana kadar Norveç FM yayınlarını sonlandırırken İsveç'in neden DAB'a uzak kaldığını düşünmenizi rica ediyorum...

Bu belirsizliklere karşın DAB+ yayınlarının başlaması iyi bir gelişme mi? 

FM bandındaki doluluğu aşmaya yardımcı olur mu? 

FM vericilerin elektrik tüketimine kıyasla enerji verimliliği sonucu doğurur mu? 

Düzenlenmiş ve kontrol edilen bir FM yayını ile DAB+ arasındaki kalite farkı o kadar büyük müdür gerçekten? 

Yorumlar