Ana içeriğe atla

Aşk Romanları Yazan Adam / Levent Mete

Yazının başında belirteyim ki son dönemlerde en keyif veren romanların başında geliyor Levent Mete'nin bu ilk romanı.  Mete, Ankara Fen Lisesi ve Hacettepe Tıp Fakültesi'ni bitirmiş. Psikiyatri alanında İzmir'de çalışıyor. Roman, İletişim Yayınları'ndan 2000 yılında çıkmış. 131 sayfalık roman, klasik romanlardan farklı bir kurgu ile yazılmasından olsa gerek 1000 adet olan ilk baskısından sonra yeniden basılmamış.

Levent Mete'den okuduğum diğer roman Aşk Hastalığı adını taşıyordu. Aşk, hastalık mıdır? Aşık olmak nasıl bir ruh halidir? Kendinden vazgeçmek midir? Başkasını koşulsuz kabul müdür? Kitaptan bir alıntıyla:

"...Yaşamı bir fedakarlık olarak algılayan ve kendi gereksinimlerini unutarak başkaları için yaşayanlar, aşk için gereken gerilimi yaratamayacak kadar gevşek bir ruha sahiptirler. Onların arasından saçını süpürge eden anneler ve inançları uğruna ölüme giden militanlar çıkabilir, ancak tutkulu aşıklar çıkmazdı.

Öte yandan, kendinden başkasını düşünemeyen bencil ruhların da aşk için pek şansları yoktu. Orhan Cemil, 'Gösterecekleri sevgiyi çok ender bulunur bir armağan olarak gören bu insanlar, bu armağanı verecekleri şanslı kişinin kim olması gerektiğine bir türlü karar veremez ve hiç kimseyi buna layık bulamadıkları için sevgilerini yaşam boyu kendilerine saklamak zorunda kalırlar' diyordu. Evde kalmış kızlar ve yalnız yaşlanan erkekler arasında onlara bolca rastlayabilirdiniz..." (s53-54)

Ünlü romancı Orhan Cemil'in bir romanında kendisinden bahsettiğini ileri süren bir kadın, İzmir'de kırtasiye işleten, geçmişte pek tutmayan bir kaç kitap yazmış roman kahramanına Orhan Cemil'in gerçek yüzünü gösterecek bir roman siparişi verir. Levent Mete'nin romanı, bu sipariş romanın yazılma sürecinde Mete'nin kahramanının kendisini tanıma serüvenini konu ediniyor. Bu süreçte, ilişkiler, aşk, bedensel tutku kahramana ve okuyan bizlere ışık tutuyor. Daha önce dediğim gibi alışılagelmiş kurgulardan farklı bir kurgusu var romanın. Roman içinde roman bir yerde. En kolay okunan kitapların bile okuyucu bulamadığı ülkemizde böylesi bir tarz, ne yazık ki hak ettiği ilginin çok azını görmüş. Umarım sağlam kurgulu, okuyucudan beklentisi olan kitaplardan hoşlanan azınlığın dikkatini çeker.

Bahar ayında, ilişkiler üzerine yazılmış bu kadar fazla kitap okumak insan ruhuna iyi gelmiyor. Bir süreliğine başka kitaplar yer alacak sayfamda. En azından yaza kadar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bir kez daha, nedir bu sayısal karasal televizyon?

Blog sayfamda DTT etiketiyle yayınlanmış 100'e yakın içerik bulunsa da, geçenlerde buluştuğumuz lise arkadaşlarımın sorusu üzerine, bir kez daha yazmaya karar verdim. Bilenler, okumadan geçebilir. Bilmeyenler ve sektörün uzağındaki kişiler düşünülerek hazırlanmış bir yazıdır.  Soru - yanıt şeklinde kurgulanmış yazılarımın daha çok okunduğu gözlemi üzerine, buyurun sık sorulan sorularla Sayısal Karasal Televizyon: Şimdi tam olarak neden bahsediyoruz? Çanak ile izlediğimiz televizyon mu?

IPTV World Forum Eastern Europe bu yıl İstanbul'da.

Konu ile ilgililerin merakla beklediği etkinlik ilk kez ülkemizde gerçekleştirilecek. Mövenpick Hotel, İstanbul'da 12-13 Ekim (yani haftaya salı-çarşamba) günlerinde toplam 9 oturumda önemli konuşmacıların yer alacağı IPTV World Forum Eastern Europe ile ilgili ayrıntıları web sayfasında bulabilirsiniz. Etkinliğe katılım ücretli. Ücretler epey yüksek. 5 Ekim'den önce kayıt yaptırmışsanız, ki bu iletiyi yazdığım tarih düşünülünce artık çok geç :), 1499 € ödemeniz gerekiyor. Bugün kayıt yaptırırsanız ise 1799 € ödeyeceksiniz. Ancak Free Operator Pass adlı bir seçeneğiniz daha var. Free Attendance For Service Providers olarak ayrıntılandırılan bu seçeneğin tam olarak kimleri kapsadığını çözemedim. Eğer IPTV hizmet sağlayıcılar kastediliyorsa Türk Telekom, TTNet, Superonline gibi şirket çalışanları kapsanmış oluyor. İşin doğrusu kendimi de o kategoriye sokup kayıt yaptırdım :) Ancak kaydımın geçerli sayılıp sayılmadığı belli değil henüz. Neyse, fırsat bulursanız önemli bir etkinlik

IPTV World Forum ardından, gözlemler

Etkinliğin teknik değerlendirmesini önümüzdeki haftaya bıraktım gerçi. Ancak, haftaya kadar bekleyemeyenler için kısa kısa gözlemlerimi aktarayım. Ayrıntılı değerlendirmeler gelecek merak etmeyin... Türk Telekom, yaklaşık 5 yıl önce başladığı IPTV projesinde sona gelmiş. TTNet şirketi üzerinden IPTivibu (TTNet CEO'sunun sunumunda, ki konferansın tümü simultane tercüme falan yapılmadan sadece İngilizce'ydi, bu ismin İngilizce'de that is IPTV anlamına geldiğini söyleyince fark ettim IP tivi işte bu anlamında bir kısaltma olduğunu :) adlı hizmeti sunmaya 2 hafta önce başadıklarını duyurdular. Konferansta soft launch (yumuşak duyuru ?) olarak yapılan duyuru ile hizmetin başlatıldığı söylense bile henüz web sayfasında bu konuyla ilgili bilgilere ulaşılamıyor.  IPTivibu hizmeti için en az 8 MBit/saniye hızında TTNet internet aboneliği gerekiyormuş. Şimdilik 101 kanal, ki bunların içerisinde HD olanları da olacakmış. Etkileşimli hizmetler, flick uygulaması falan da sunula