Ana içeriğe atla

Sinema salonlarının çıkmazı

Sinemaya gitmek, filmi büyük perdede, iyi ses düzeni ile izlemek, arada mısır alıp yanındakiyle sohbet, iki - üç saatliğine dünya dertlerinden uzak, farklı konular üzerine düşünmek... 

18 senelik blogumda, eskiden filmler üzerine de yazardım. Bu sabah, dönüp baktım, film etiketli 68 yazı eklemişim bloga. Son yazımın tarihi 20 Şubat 2019. Sazan Sarmalı adlı filmin ikinci haftanın sonunda Netflix'in kataloguna eklenmesinin sonuçlarına değinmiştim.

O yazıyı hazırladığım dönem, henüz sinema salonlarına dair yasal düzenleme değişikliği yapılmamıştı. 22 Ekim 2019 tarih ve 30926 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan SİNEMA FİLMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SINIFLANDIRILMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK'in 10. maddesinin ikinci fıkrasını hatırlayalım öncelikle...

"(2) Sinema salonlarında ilk kez ticari dolaşıma girecek değerlendirme ve sınıflandırması yapılmış sinema filmleri, gösterime girdiği tarihten itibaren ücretli yayın yapılan kablo, uydu, karasal, internet ve diğer ortamlarda beş ay geçmeden, ücretsiz yayın yapılan uydu, karasal, internet ve diğer ortamlarda altı ay geçmeden ticari amaçla yayınlanamaz veya umuma iletilemez."

Metindeki vurgulamalar bana ait. 2019 yılının Şubat ayında BKM'nin Sazan Sarmalı filminin oluşturduğu psikolojik ortamın da etkisiyle yapılan ve yukarıda alıntıladığım düzenlemenin sonuçları, pek sinema salonu işletmecilerinin beklediği gibi olmadı. 

Peki Şubat 2019'da, ben ne yazmıştım:

"Oysa sinemanın bir endüstri ve her endüstri gibi, üretim yapanların en temel motivasyonu kârlarını en çoklaştırmak. Ürettiği ürünü, ki burada ürün bir film, daha yüksek bedel ödemeye hazır bir platform bulduğunda, yayın haklarını ona satmak, klasik iktisadın kaidelerine uygun. Bu noktada belki böylesi bir tavrın yapımcının sonraki işlerinin kaderini etkileyeceğinden hareketle, bindiği dalı kesti, denilebilir belki. Ancak, işin geleceğini düşününce, bu eleştiri de pek doğru değil.

Sinema salonu işletmecilerinin tepkisi ve açıklamaları anlaşılabilir. Ekonomik olarak bir takım sıkıntıların yaşandığı bir dönemde, gişesine güvenilen bir filmin alternatif ve, ilk 30 günlük ücretsiz denemesi nedeniyle, ücretsiz bir kanaldan yayınlanması ciddi bir kayba yol açmıştır. Burada, filmin dağıtım firması ile işletmeciler arasında yapılan sözleşmenin koşulları arasında payTV ve benzeri platformlarda yayınlanması için konulan süreye dikkat etmek gerekiyor. Salon işletmecilerinin, basına yansıyan açıklamalarında, bundan sonraki filmlerde bu sürenin 8 ay olarak belirtileceği söylenmiş. 

Piyasanın o meşhur "görünmez eli" bir yerde devreye girip, taşları yerine oturtacaktır. Dağıtım kanalı olarak interneti kullanan ve altyapı konusunda bir yatırım maliyeti bulunmayan (evlerimize internet ulaştırma konusu ile ilgilenmeyen) OTT firmaları, yayıncılık sektörünü dönüştürecek/değiştirecek. Bugünlerde yapılan tartışmalar, bu dönüşüm ve değişimin kaçınılmazlığının fazlaca anlaşılmadığını gösteriyor."

O yazımda da belirttiğim gibi, filmin yayın haklarına sahip işletmelerin temel derdi film için harcadıkları paradan fazlasını ve olabildiğince fazlasını kazanmaya çalışacaktır. İşin sanat boyutunu, sinemanın aslında ne için yapıldığı gibi tartışmaları kenarda bırakırsak, "film işi" de günün sonunda bir "iş". Platformlar, özellikle piyasaya yeni giren ve diğer rakipleriyle de mücadele eden dev platformlar, sektörü sarsmaya devam ediyor.

Tam da bu noktada geçen hafta gittiğimiz Avatar 2, sinema salonlarının geleceğinin pek parlak olmadığını gösterdi. Konu hem bilet fiyatları hem büfedeki yiyecek içecek fiyatları... 3 boyutlu Avatar'ı kişi başı 125 TL'ye aldığımız bilet ile izledik. Öğrenci bileti ise 112 TL'ydi. Yani neredeyse 500 TL'ye dört bilet aldık. 4 adet plastik şişe suya ise 68 TL verdik. Mısır fiyatını hiç söylemiyorum. Salona ulaşmak için trafikte geçirdiğimiz zaman, harcadığımız yakıt bedeli... 

Bugün itibariyle senelik abonelik bedelleri:

Disney + 649,90 TL; 

Netflix 551,88 TL;

Mubi 459,91 TL;

BluTV 358,8 TL;

Amazon Prime ise 94,8 TL 

Yukarıdaki abonelik bedellerini, 9 Ocak 2023 tarihinde geçerli olan koşullarda, yaptığım hesaplarla oluşturdum. 

Peki sevgili sinema salonu işletmecileri... Bu durumda, yeni filmlerin de platformlarda yer aldığı gerçeğini de akılda tutarak, başka bir şeyler yapmaya karar vermeniz gerekmiyor mu???

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bir kez daha, nedir bu sayısal karasal televizyon?

Blog sayfamda DTT etiketiyle yayınlanmış 100'e yakın içerik bulunsa da, geçenlerde buluştuğumuz lise arkadaşlarımın sorusu üzerine, bir kez daha yazmaya karar verdim. Bilenler, okumadan geçebilir. Bilmeyenler ve sektörün uzağındaki kişiler düşünülerek hazırlanmış bir yazıdır.  Soru - yanıt şeklinde kurgulanmış yazılarımın daha çok okunduğu gözlemi üzerine, buyurun sık sorulan sorularla Sayısal Karasal Televizyon: Şimdi tam olarak neden bahsediyoruz? Çanak ile izlediğimiz televizyon mu?

IPTV World Forum ardından, gözlemler

Etkinliğin teknik değerlendirmesini önümüzdeki haftaya bıraktım gerçi. Ancak, haftaya kadar bekleyemeyenler için kısa kısa gözlemlerimi aktarayım. Ayrıntılı değerlendirmeler gelecek merak etmeyin... Türk Telekom, yaklaşık 5 yıl önce başladığı IPTV projesinde sona gelmiş. TTNet şirketi üzerinden IPTivibu (TTNet CEO'sunun sunumunda, ki konferansın tümü simultane tercüme falan yapılmadan sadece İngilizce'ydi, bu ismin İngilizce'de that is IPTV anlamına geldiğini söyleyince fark ettim IP tivi işte bu anlamında bir kısaltma olduğunu :) adlı hizmeti sunmaya 2 hafta önce başadıklarını duyurdular. Konferansta soft launch (yumuşak duyuru ?) olarak yapılan duyuru ile hizmetin başlatıldığı söylense bile henüz web sayfasında bu konuyla ilgili bilgilere ulaşılamıyor.  IPTivibu hizmeti için en az 8 MBit/saniye hızında TTNet internet aboneliği gerekiyormuş. Şimdilik 101 kanal, ki bunların içerisinde HD olanları da olacakmış. Etkileşimli hizmetler, flick uygulaması falan da sunula

IPTV World Forum Eastern Europe bu yıl İstanbul'da.

Konu ile ilgililerin merakla beklediği etkinlik ilk kez ülkemizde gerçekleştirilecek. Mövenpick Hotel, İstanbul'da 12-13 Ekim (yani haftaya salı-çarşamba) günlerinde toplam 9 oturumda önemli konuşmacıların yer alacağı IPTV World Forum Eastern Europe ile ilgili ayrıntıları web sayfasında bulabilirsiniz. Etkinliğe katılım ücretli. Ücretler epey yüksek. 5 Ekim'den önce kayıt yaptırmışsanız, ki bu iletiyi yazdığım tarih düşünülünce artık çok geç :), 1499 € ödemeniz gerekiyor. Bugün kayıt yaptırırsanız ise 1799 € ödeyeceksiniz. Ancak Free Operator Pass adlı bir seçeneğiniz daha var. Free Attendance For Service Providers olarak ayrıntılandırılan bu seçeneğin tam olarak kimleri kapsadığını çözemedim. Eğer IPTV hizmet sağlayıcılar kastediliyorsa Türk Telekom, TTNet, Superonline gibi şirket çalışanları kapsanmış oluyor. İşin doğrusu kendimi de o kategoriye sokup kayıt yaptırdım :) Ancak kaydımın geçerli sayılıp sayılmadığı belli değil henüz. Neyse, fırsat bulursanız önemli bir etkinlik