Ana içeriğe atla

Sayısal karasal televizyon yayını ile ilgili merak edilenler

Sayısal karasal televizyon yayıncılığı konusunda epey yazı yazmışlığım var. Bu yazıların büyük bölümünü blog sayfamda çeşitli tarihlerde yayınladım. Yazıların bir bölümü sektör dergilerinde yer aldı. Konu ile ilgili meslek odasında sunumlar yaptım. Kısacası bu konuyu uzunca bir süredir takip ediyorum. 6112 sayılı yasanın çıkmasıyla birlikte sayısal karasal yayına geçiş konusundaki belirsizlikler büyük oranda ortadan kalkmıştı. Özellikle geçişin takvimi az çok belli olmuştu. Ancak yasada açık olarak yer almayıp düzenlemesi yönetmeliklere bırakılan hususlar bulunuyordu. Bunlara ilişkin yönetmelikler, yasanın geçici maddesinde belirtildiği gibi 6 ay içerisinde olmasa bile, yayınlandı/yayınlanıyor. Yazının devamını çok sorulan sorulara yanıtlar şeklinde düzenledim. Sorulara verdiğim yanıtlara referanslar göstererek, ayrıntılı bilgiler isteyenleri yanıtların kaynağına yönlendirmeye çalıştım. Umarım 2015 yılı Mart ayında tamamlanması hedeflenen sayısal karasal televizyon yayıncılığı dönüşümü tüm ülkemize hayırlı olur. Bu dönüşüm sürecinde fazlaca ihtiyacımız olacağını düşündüğüm "doğru bilgi"ye küçük de olsa bir katkım olur.
Buyurun sorular ve yanıtlarına. Aşağıda yer almayan sorular dışında aklınıza takılan gelen sorular olursa onları da yanıtlamaya çalışırım. Sorularınızı yazının yorum bölümüne yazabilirsiniz. Yeni gelen soruları ve bulabildiğim yanıtlarını yazıya ekleyeceğim:

Sayısal karasal televizyon yayını nedir?
Televizyon yayınları uydu, kablo ve karasal ortamlar kullanılarak izleyiciye ulaştırılır. Bu 3 ortamın da daha verimli kullanılabilmesi için yayınlar sayısal olarak kodlanabilir. Uydu ortamında sayısallaşma süreci geçtiğimiz yıllarda tamamlandı. Kablo ortamında sayısal ve analog yayınlar, eş zamanlı gönderilmeye devam ediliyor. Karasal ortamdaki yayınların sayısallaştırılması süreci şimdi başlıyor. Yayınlar, 2013-2015 yılları arasında analog ve sayısal olarak eş zamanlı sürdürülecek. 3 Mart 2015 tarihi ülkemiz için analog yayınların sonlandırılacağı gün olarak duyuruldu.

Sayısal karasal televizyon yayınını evdeki televizyonumdan izleyebilir miyim?
Ülkemizde sayısal karasal televizyon yayını için seçilen standart DVB-T2 olarak belirlenmiştir. Evlerde mevcut televizyonların içerisinde DVB-T2 alıcısı (tuner) var ise yayınları ek bir cihaza ihtiyaç duymadan izlemek olanaklıdır. Piyasada satılan çoğu modelde dahili DVB-T, DVB-C, DVB-S2 alıcıları vardır. Ancak DVB-T2 alıcısı içeren televizyon modelleri henüz yaygın değildir. İşin doğrusu ülkemizde satılan modellerde DVB-T2 alıcılı olanını görmedim. Avrupa'da DVB-T2 yayınının başladığı ülkelerde satılan modeller, hızla ülkemiz piyasasına da girecektir yayınlar başladıkça. Yani sorunun yanıtı evlerdeki televizyonlarla sayısal karasal yayını izlemek için alıcı kutu (Set Üstü Kutusu - Set Top Box STB) satın almak gerekecektir.
Ancak bu durumun yakında değişeceği beklenmektedir. Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ülkemiz için DVB-T2 alıcı gereksinimlerini hazırlamış ve bu belge Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından 21 Şubat 2013 tarihinde TS 13538/Şubat 2013 “İkinci Nesil Sayısal Karasal Televizyon Yayın Sistemi (DVB-T2) İçin Televizyon Alıcıları- Genel Kurallar" adıyla yayınlanmıştır. RTÜK tarafından yapılan 6 Mart 2013 tarihli basın bildirisinde "Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, hem karasal sayısal TV yayınlarının teşvik edilmesi ve yaygınlaştırılması hem de tüketicilerin mağdur edilmemesi bakımından, TSE tarafından kabul edilen standardın Türkiye için zorunlu standart haline getirilmesi amacıyla Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nezdinde girişimlerini sürdürmektedir." denilmektedir.

Sayısal karasal televizyon yayını başlayınca uydu antenine ihtiyaç kalmayacak mı? / uydu antenleri kullanım dışı mı kalacak?
Yanıtı en kolay olan soru bu sanırım. Uydu ve karasal yayın birbirinin yerine geçecek teknolojiler değiller. Bu konu ile ilgili çok spekülasyon ve bence manipülasyon yapıldı. En net yanıtı RTÜK basın açıklaması ile verdi. Açıklamadan alıntıladığım aşağıdaki bölüm bu ve benzeri sorulara yetkili merciden net yanıt niteliğinde:
"Bilindiği üzere ülkemizde yayınlar karasal, uydu, kablo (kablolu yayın ve IPTV yayını gibi) ortamlarından yapılmaktadır. Karasal sayısal yayına geçiş süreci, karasal ortamda yapılan yayınları kapsamakta, uydu ve kablo ortamında yapılan yayınları kapsamamaktadır. Bu nedenle her ne kadar karasal sayısal yayınların alınması için uydu antenleri gerekmese de uydu ve kablodan yapılan yayınlar için uydu antenleri kullanılmaya devam edecektir. Dolayısıyla karasal sayısal yayına geçişle birlikte uydu yayınlarının kapatılması veya uydu antenlerinin kullanım dışı kalması söz konusu değildir. "
Sayısal karasal televizyon yayınında kaç kanal olacak?
Yanıtlaması en zor olan soru bu sanırım. Yanıtın zorluğu, konunun belirsizliğinden kaynaklanıyor. Sayısal karasal televizyon yayınları için frekans tahsis ihalesinin 2013'ün ilk üç ayı içerisinde gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Lisanslar ulusal, bölgesel ve yerel olmak üzere üç tipte verilecek. Ulusal lisanslar için açılan ihale 16-17-18 Nisan 2013 tarihinde yapılacak. Bu ihalede 22 tanesi SD, 11 tanesi HD olmak üzere toplam 33 televizyon kanalı (6112 sayılı yasadaki ifadesiyle medya hizmet sağlayıcı) sayısal karasal lisans alacak. Buradan hareketle ulusal düzeyde, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) dışında, en az 33 kanal yer alacak. Yerel ve bölgesel yayınlara yönelik ihale duyuruları, bu yazı hazırlandığında, henüz yapılmamıştı. Hangi ilde kaç yayın olacağı önümüzdeki dönemde netleşecek.
11.04.2013 tarihli güncelleme RTÜK 8 Nisan 2013 tarihinde yayınladığı açıklamada 33 özel ulusal (22 SD, 11 HD), 10 TRT, 4 bölgesel ve 7 yerel olmak üzere her ilde 54 televizyon yayınının olacağını açıkladı. Aslında bu açıklama, olabilecek en fazla diye okunmalı bana kalırsa. Çünkü bir gün sonra (9 Nisan 2013) tarihinde bölgesel lisanslama ihalesi duyurusunda da görüldüğü gibi kimi bölgeler için 4 yayıncı bulunmuyor. Hele il düzeyinde yapılacak yerel lisanslama için her ilden 7 yayıncının çıkmasını beklemek hayal olur. Sayısal karasal televizyon yayını ücretli mi olacak?
İşin doğrusu bu konuda kesin bir şey söylemek zor. Her ne kadar çeşitli gazetelerde hem yayınların ücretsiz olacağı, hem de alıcıların (DVB-T2 alıcı kutuları) ücretsiz dağıtılacağına ilişkin haberler yer alsa bile RTÜK'ün sayfasında yer alan Türkiye Sayısal Karasal Televizyon (DVB-T2) Alıcıları Gereksinimleri isimli belgenin 45. sayfasında Koşullu Erişim İçin Arabirimler başlıklı bölümde alıcıların şifreli yayınlara uyumlu olacağı tanımlanmıştır. Yani sayısal karasal televizyon yayınları ücretli olabilir. En azından bir bölümü.

Sayısal karasal televizyon yayınları ne zaman başlayacak? Analog yayınlar ne zaman sonlanacak?
RTÜK'ün duyurduğu takvime göre Kasım 2013 itibariyle Ankara'da başlayacak sayısal karasal televizyon yayınları Bursa, İstanbul ve Adana şeklinde devam edecek. Ankara'da 1 Kasım 2013 ile 3 Kasım 2014 arasında analog ve sayısal karasal yayın birlikte yapılacak 4 Kasım 2014 itibariyle Ankara'da analog televizyon yayını kalmayacak. Ülke genelinde hangi ilde sayısal karasal televizyon yayınının hangi tarihte başlayacağını ve analog yayınların ne zaman sonlandırılacağını buradaki RTÜK açıklamasından öğrenebilirsiniz. İlgili belgeye göre Türkiye'de 3 Mart 2015'te analog karasal televizyon yayını kalmayacak. 3 Mart tarihi rastgele seçilmiş bir tarih değil elbette. 6112 sayılı yasanın yürürlüğe giriş tarihi de 3 Mart 2011 idi.

Sayısal karasal yayınlar için gerekli anten sistemlerini kim kuracak? Kim işletecek? Bu kadar büyük yatırımın parası nereden çıkacak?
Bu yatırımı, 6112 sayılı kanunun 26. maddesinin 8. fıkrasına göre:
(8) Özel medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar, Üst Kurulca kendilerine tahsis edilen televizyon kanalı, multipleks kapasitesi ile radyo frekanslarından yapacakları yayınlarını, tek bir verici tesis ve işletim şirketince kurulan ve işletilen radyo ve televizyon verici tesislerinden yapmak zorundadır. Ulusal karasal yayın lisansına sahip kuruluşlarca ortak kurulan verici tesis ve işletim şirketinin uyması gereken şartlar Üst Kurulca belirlenir ve şartları yerine getiren tek bir verici tesis ve işletim şirketine yayın iletim yetkisi verilir. Bu verici tesis ve işletim şirketine ortak olacakların hisse oranı yüzde onu geçemez. Verici tesislerinden yararlanma usul ve esasları ile yıllık kira bedelleri, verici tesis ve işletim şirketinin görüşü alındıktan sonra Üst Kurulun onayıyla yürürlüğe konulur. Verici tesis ve işletim şirketi, Üst Kuruldan karasal yayın lisansı almış tüm kuruluşlara tarafsızlık ve hakkaniyet ölçülerinde, makul ve ayrımcılık içermeyecek koşullarda hizmet vermek zorundadır. Kurulmasına izin verilen radyo ve televizyon verici tesislerinin, bu Kanunda ve işletme izninde öngörülen amaçlar için kullanılıp kullanılmadığı Üst Kurul tarafından denetlenir. Verici tesis ve işletim şirketinin izin şartlarını ihlâl etmesi ve Üst Kurulca yapılan uyarıya rağmen aykırılığın giderilmemesi durumunda şirket, ihlalin giderilmediği her ay için yüzbin Türk Lirasından üçyüzbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır.
Ulusal karasal yayın lisansına sahip kuruluşlarca ortak kurulan verici tesis ve işletim şirketi yapacak. İşletmesini de gene aynı şirket yapacak. Bu durumda bu kadar para, şirketin ortağı olan (ki gene yasaya göre bu ortaklığın oranı %10'u geçemeyecek) ulusal yayıncı kuruluşlardan çıkacak. Tabii ilk yatırım maliyeti yüksek bir iş olsa bile sonraki 10 yıl boyunca (karasal sayısal televizyon lisansları ilgili yönetmeliğe göre 10 yıllık verilecek) tek şirketin tüm ülkedeki verici ağını işleteceğini, yerel, bölgesel ve ulusal tüm yayıncı kuruluşların şirketin doğal ve zorunlu müşterisi olacağını düşününce hesaplar değişiyor.

Yorumlar

Son haftanın en çok okunan 10 yazısı

IPTV World Forum İstanbul'un ardından

Bu satırları yazarken etkinliğin ikinci günkü programı devam ediyor. İki günlük, oldukça yoğun program tam zamanında başlaması, zaman çizelgesine uygun devam etmesi ile uluslararası bir organizasyon olduğunu belli etti. Katılım ücretinin yüksekliğinin getirdiği en önemli sonuç etkinlik izleyicilerinin gerçekten ilgili kişiler olmasıydı. Sadece ilk gününü takip edebildiğim etkinlikte TTNet ve AirTies CEO'ları gibi çok üst düzey konuşmacılar söz aldı. Oturumların araları, toplantı salonunun önündeki fuayede kurulan sergileri gezmek için yeterli uzunlukta tutulmuştu.  İstanbul'un en kolay ulaşılabilen otellerinden birisi olduğunu düşündüğüm Mövenpick'in seçilmiş IPTV Forum için. Levent metrosunun çıkışında yer alan otel, aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet köprüsünün dibinde. Levent metrosundaki otobüs duraklarında Sabiha Gökçen havaalanına direkt giden İETT otobüsü kalkıyor. Zaten Atatürk havaalanına raylı sistemle, aktarmalar yaparak ulaşılabiliyor. Sabah 6 uçağı Atatürk hav

IPTV World Forum Ardından, Teknik Değerlendirme - 1

Yazının başlığını Teknik Değerlendirme - 1 dedim. Bunun bir dizi yazının ilki olduğunu düşünerek öyle yazdım. Pek uzun yazmayacağı, dizi yapmayı düşündüğüm için. Öncelikle Türk Telekom ve TTNet üzerine görüşlerimi yazayım. Etkinliğin ana destekçilerindendi her iki şirket. Türk Telekom'un üst şirket olarak görürsek, ki öyle aslında, Argela, TTNet ile birlikte sergi alanında büyük yer almışlardı. Argela, yazılım geliştirme alanında çalışıyor. TTNet, malum internet servis sağlayıcısı. Türk Telekom'un etkinlikte açıkladığı stratejisine göre IPTV , internet ve Voice over IP (IP üzerinden ses:VOIP) hizmetini TTNet üzerinden sunacak. İnternet ve telefonu tek faturada birleştirmeyen Türk Telekom, üç hizmet için tek fatura dönemine geçmeyi planlıyor. IPTV'yi itici güç olarak kullanacak. 3 farklı ekrandan (telefon, televizyon ve bilgisayar) televizyon izlemenin olanaklı olacağı ileri sürülüyor. Planlaması kolay, uygulaması ise zor bir hizmet IPTV. Multicast broadband internet bağl

IPTV World Forum ardından, gözlemler

Etkinliğin teknik değerlendirmesini önümüzdeki haftaya bıraktım gerçi. Ancak, haftaya kadar bekleyemeyenler için kısa kısa gözlemlerimi aktarayım. Ayrıntılı değerlendirmeler gelecek merak etmeyin... Türk Telekom, yaklaşık 5 yıl önce başladığı IPTV projesinde sona gelmiş. TTNet şirketi üzerinden IPTivibu (TTNet CEO'sunun sunumunda, ki konferansın tümü simultane tercüme falan yapılmadan sadece İngilizce'ydi, bu ismin İngilizce'de that is IPTV anlamına geldiğini söyleyince fark ettim IP tivi işte bu anlamında bir kısaltma olduğunu :) adlı hizmeti sunmaya 2 hafta önce başadıklarını duyurdular. Konferansta soft launch (yumuşak duyuru ?) olarak yapılan duyuru ile hizmetin başlatıldığı söylense bile henüz web sayfasında bu konuyla ilgili bilgilere ulaşılamıyor.  IPTivibu hizmeti için en az 8 MBit/saniye hızında TTNet internet aboneliği gerekiyormuş. Şimdilik 101 kanal, ki bunların içerisinde HD olanları da olacakmış. Etkileşimli hizmetler, flick uygulaması falan da sunula

IPTV World Forum Eastern Europe bu yıl İstanbul'da.

Konu ile ilgililerin merakla beklediği etkinlik ilk kez ülkemizde gerçekleştirilecek. Mövenpick Hotel, İstanbul'da 12-13 Ekim (yani haftaya salı-çarşamba) günlerinde toplam 9 oturumda önemli konuşmacıların yer alacağı IPTV World Forum Eastern Europe ile ilgili ayrıntıları web sayfasında bulabilirsiniz. Etkinliğe katılım ücretli. Ücretler epey yüksek. 5 Ekim'den önce kayıt yaptırmışsanız, ki bu iletiyi yazdığım tarih düşünülünce artık çok geç :), 1499 € ödemeniz gerekiyor. Bugün kayıt yaptırırsanız ise 1799 € ödeyeceksiniz. Ancak Free Operator Pass adlı bir seçeneğiniz daha var. Free Attendance For Service Providers olarak ayrıntılandırılan bu seçeneğin tam olarak kimleri kapsadığını çözemedim. Eğer IPTV hizmet sağlayıcılar kastediliyorsa Türk Telekom, TTNet, Superonline gibi şirket çalışanları kapsanmış oluyor. İşin doğrusu kendimi de o kategoriye sokup kayıt yaptırdım :) Ancak kaydımın geçerli sayılıp sayılmadığı belli değil henüz. Neyse, fırsat bulursanız önemli bir etkinlik

Sayısal radyo - Norveç FM yayınlarını sonlandıran ilk ülke olacak mı?

Blog sayfamda sayısal radyo yayınlarıyla ilgili yazdığım yazılar var. Bunlara bir yenisini eklemenin yeri geldi. Yazıya karar vermemin nedeni, Avrupa Yayın Birliği (European Broadcasting Union: EBU) teknoloji dergisi Tech-i'in Aralık 2013 sayısının başlığı "end in sight for FM?" Dergide FM yayınlarını kapatmayı planlayan Norveç'teki durumu irdeleyen bir yazı var.  Norveç, FM radyo yayınlarını 2017 yılında sonlandırmayı hedefleyen ve bunu açıklayan ilk ülke . Ülkede sayısal radyo yayınları ile FM analog radyo yayınları eş anlı olarak yapılıyor. Sayısal radyonun tanıtılması ve desteklenmesi için kamu yayıncısı NRK ile Norveç'in en büyük özel radyo yayıncısı P4 ortaklığında Digital Radio Norway (DRN) adlı bir yapı kurulmuş . Bu kamu - özel birlikteliği sayısal radyonun yaygınlaştırılması için önemli bir sinerji yaratmış. 2013 sonu itibariyle Norveç'in %90'ını kapsayan iki adet DAB+ multipleksi bulunuyor. Norveç kamu yayıncısının yükümlülüğü ise 2014 son

Yabancı dil öğrenmek üzerine: DuoLingo deneyimimim

kızımın çizgileri Ülkemizin kanayan yaralarından birisidir sanırım, yabancı dil öğrenmek. Onlarca kurs, yüzlerce kitap, saatlerce ders ve sonuç: anlayan (en azından anladığını düşünen) ve konuşamayan kişiler... Bir yerlerde bir sorun olduğu kesin, ama nerede? Farklı zamanlarda, 3 kez Fransızca kursuna gittim. İlk seferin ardından, aslında bir temel bilgim olmasına karşın, her seferinde en baştan başladım, hiç bilmiyormuşum gibi. Ne yazık ki kurslarda öğrendiklerim kalıcı olamadı. Şimdilerde, 70 gündür, her sabah DuoLingo ile çalışıyorum. Ücretsiz ve arada çıkan reklamlarla devam eden sürümünü kullanıyorum. Eminim farklı online dil kursları da vardır. Online platformda, kurslarda olmayan ne var diye düşününce bir kaç şey tespit ettim. Belki sizlerin de işine yarar diye paylaşıyorum: Yabancı dil öğrenmek, sürekli ve kesintisiz tekrar gerektiren bir süreç. Kurslar, sadece haftanın belli günleri, bir kaç saat için ve çoğunlukla, günün en yorgun olunan akşamlarında oluyor.  Fi

Çok Uzak - Fazla Yakın / Adalet Ağaoğlu

Adalet Ağaoğlu'ndan okuduğum yedinci eser ve bloga eklediğim ilk oyun: Çok Uzak - Fazla Yakın. Okurken düşündüm ve sanırım sadece bloga eklediğim değil, aynı zamanda, "okuduğum" ilk oyun. 160 sayfa ve 1991 senesinde İletişim Yayınlarınca basılmış.  Tiyatro oyunu okumak ilginç bir deneyim. Romanda, öyküdeki gibi olmuyor yazım tarzı. Çok Uzak - Fazla Yakın toplam 160 sayfa, oysa anlatılanları dizi film yapmak isteseniz 2-3 sezonluk senaryo çıkartabilirsiniz. Zamanlar ve mekânlar arasında gidip gelen, bu gidiş gelişlerin nasıl olacağını bile tarif eden bir metni var. Dediğim gibi, okuduğum ilk oyun olunca, tüm oyunlarda böyle mi yazılır zaten bilemedim.  Sanat ve hayat, ikiz kardeş gibi. Çok Uzak - Fazla Yakın, bu ana konu üzerine inşaa edilmiş. Ev içindeki rollerden, ülkenin geçirdiği çalkantılı dönemlere, kadın erkek ilişkilerine bir çok yan konuya da değiniyor. Adalet Ağaoğlu'nun romanlarından sinemaya uyarlananlar var. Fikrimin İnce Gülü, sanırım en bilinen uy

bir kez daha, nedir bu sayısal karasal televizyon?

Blog sayfamda DTT etiketiyle yayınlanmış 100'e yakın içerik bulunsa da, geçenlerde buluştuğumuz lise arkadaşlarımın sorusu üzerine, bir kez daha yazmaya karar verdim. Bilenler, okumadan geçebilir. Bilmeyenler ve sektörün uzağındaki kişiler düşünülerek hazırlanmış bir yazıdır.  Soru - yanıt şeklinde kurgulanmış yazılarımın daha çok okunduğu gözlemi üzerine, buyurun sık sorulan sorularla Sayısal Karasal Televizyon: Şimdi tam olarak neden bahsediyoruz? Çanak ile izlediğimiz televizyon mu?

Yaylapınar (Sinekçiler) Köyü Nazilli tatili

Yazılacaklar birikti, bu gidişler birikmeye devam edecek. Üst üste gelince seyahatler, okunanlar, teknik gelişmeler böyle oluyor. Yavaş düzgündür, düzgün ise hızlı deyip başlayayım bir yerinden.  Geçtiğimiz haftanın 6 gecesini, Aydın'ın Nazilli ilçesinin, eski adıyla Sinekçiler, Yaylapınar köyünde geçirdik. Ne ben, ne de eşim Nazilli'li. Oralarda yaşayan akrabamız da yok. Peki nasıl oldu da bir köyde kaldık 6 gece. Pınar Kaftancıoğlu sayesinde. Kendisini büyük şehirlerde, özellikle İstanbul'da, yaşayan çocuk sahipleri tanıyacaktır. Ayşe Arman'ın söyleşisinden sonra tanıyanlar ve alış veriş yapanların sayısında ciddi artış olmuş. Siz tanımayanlardansanız İpek Hanım'ın Çiftliği'nin web sayfasına bakmanızı ve yazının geri kalanını sonra okumanızı öneririm.  Kaftancıoğlu, bana kalırsa ülkemiz için uygulanabilir bir kalkınma modeli oluşturmuş. Ülkemiz, her ne kadar son dönemlerde ihmal edilmiş olsa bile, bir tarım ülkesi. Tarıma elverişli topraklara

Amor Fati / Hande Aydın

İstanbul'da yaşamaya başladıktan sonra sahaftan aldığım ilk roman Amor Fati oldu. Bir arkadaş buluşmasına giderken, beklerken okurum diye aldığım ve gerçekten beklerken okuyup bitirdiğim bir roman, Hande Aydın'ın eseri. Bu girişten de anlayabileceğiniz gibi son derece hızlı okunabilen, 175 sayfalık bir roman.  Mekân olarak Ankara'nın seçilmiş olması da bu hızlı okumaya neden olmuş olabilir elbette. Söz oyunlarıyla bezeli cümleler kullanmış Hande Aydın. Farklı zamanlarda geçen iki hikâye iç içe anlatılıyor. Bölümler, Yaşam Geçmiş ve Ölüm Şimdi başlıklarına sahip. Hangi zamanı okuduğunuzu bu başlıklardan da takip edebiliyorsunuz.  Romanı kısa sürede okudum ve cümlelerini, anlatım üslubunu sevdim. Romanın çatısı sağlam kurulmuş. Zamanlar arası gezinti ile olayların sonrası ve öncesini görebiliyor okuyucu. Ancak finali, benim beklentilerimi karşılamaktan çok uzaktı. Daha çarpıcı bir gerekçe, daha şaşırtan bir sebep aradım.  Okumayı düşünenlere, iyi bir Türkçe ile yazılmış, başa