Ana içeriğe atla

Karşıdevrimciler, Kaan Arslanoğlu


Kitabın tam adı Karşıdevrimciler Devrimciler 2. Devrimciler adlı romanı 1988 yılında yayınlanmış. Epey zaman önce okumuştum Devrimcileri ve kimi bölümleri çok etkileyiciydi. Kitap babamlarda kaldığı için tekrar karıştırıp Karşıdevrimciler'deki karakterler ilk kitabın karakterleri mi, kitap bir yerde Devrimciler'in devamı mı bilemedim. Kimi karakterlerin adlarını (Serkan, Meral) ilk romandan hatırlar gibiyim. En kısa zamanda bunu kontrol edip merak edenleri bilgilendiririm. Gelelim romana;

Arslanoğlu psikiyatri uzmanlığına sahip tıp doktoru. İnsanın zaaflarını en iyi gözlemleyebileceklerden. Özellikle bu son romanında italik ile yazılmış bölümlerde karakterler olaylara ilişkin görüşlerini, düşüncelerini anlatıyor. Bir yerde iç ses gibi düşünülebilir. O herkesin saygı duyduğu devrimcilerin kadına bakışının tespiti çarpıcı. Sol cenahta kadın hakları sorunu olmadığı, sorunun sistemden kaynaklandığı ve o büyük gün geldiğinde kadın hakları sorununun da kendiliğinden ortadan kalkmış olacağını düşünenler çoğunlukta ne yazık ki. Arslanoğlu bu hatalı tespitin üzerine gidiyor bir çok başka hatalı tespitlerin üzerine gittiği gibi. Diğer romanları ile karşılaştırıldığında çok daha sade bir dil var Devrimciler 2'de. Dildeki bu sadeliği Yanılsamanın Gerçekliği kitaplarındaki insan zekasına ilişkin tespitlere dayandırmak doğru mu bilemedim. Dildeki bu sadelik karakterlerde de kendini gösteriyor. Kimi karakterler ülkemizdeki kimilerini doğrudan çağrıştırıyor. Bu anlamda Devrimciler 2'yi kurmaca roman ile belgesel roman arasında bir yere koymak gerekiyor belki de. Böyle bir ayrım var mı, belgesel roman kurmaca roman nedir diye sormayın. Edebiyat yorumcusu değilim, sadece okumaya meraklı mühendisin gevezeliği olarak değerlendirin lütfen yazdıklarımı :) Romanda adı Nesim başkan olarak geçen kişinin kim olduğuna ilişkin ipucu olarak konulduğunu düşündüğüm bölüm sayfa 49'da yer alıyor. Vurgulama bana ait:

'Bakın' dedi Başkan gözleriyle ufukları tarıyordu adeta.

Kimin kim olduğunu çözmeye çalışmaya çok da gerek yok aslında. AB fonu dağıtmak için ülkeye gelen Mr. Atkins, Vedat Türkali'nin benim çok beğenerek okuduğum ancak çevremdekilerin yerden yere vurduğu Kayıp Romanlar'daki doktoru anımsatıyor. Hatta iki kitabın temel kurguları benzerlikler gösteriyor. Kayıp Romanlar'da örgütün parasının yerine Devrimciler 2'de AB fonu var. Doktor, örgüt oarasını verecek bir yapı ararken kendisini öldürmek isteyenlerin varlığından korkuyor, Mr.Atkins'te örgütte hain ilan edildiğini öğrenip üzerine gidince konunun aynı endişeyi yaşıyor. Doktor'un aşkı çevremdeki çoğuna inandırıcı gelmemişti, bense çok naif bulmuştum bu ilişkiyi. Mr.Atkins de Meral'e vuruluyor. Bu iki roman arasındaki benzerlik, benzerlik düzeyinde kalıyor elbette. Kaldı ki ülkemiz üzerine yazılan yazıların birbirlerini andırmaları çok doğal, aynı ülke üzerine aynı çerçeveden (sol çerçeve kastettiğim) bakan yazılar sonuçta.

Arslanoğlu Karşıdevrimciler'de heyecanı romanın son cümlesine kadar yaşatıyor. Bu anlamda bakıldığında sürükleyici bir roman. Bir gecede bitirdiğim ender romanlardan birisi oldu (244 sayfa). Tüm karakterleri kendi zaaf ve güçlü yönleriyle ortaya koyup değerlendirmeyi okura bırakıyor. Hiç bir karakterini kötülememiş Arslanoğlu (önemli karakterlerden bahsediyorum elbette). Mr. Atkins yeri geldiğinde gizli servisle işbirliği yapabilen bir eski solcu yeni AB fon yöneticisi. Tüm romanı onun ağzından okuyoruz. Açıkçası Atkins'in zayıflıkları, yaşamakta olduğu hayat çeşitli bölümlerde eleştirilse bile doğrudan bir suçlama yok. 

Uzun yazının kısası, dikkatle okuyup tartışmamız gereken bir roman Karşıdevrimciler Devrimciler 2. Ancak, Arslanoğlu'nun blogunda belirttiğine katılmamak elde değil ne yazık ki. Bence de kitap tartışılmayacak. Hem de bilerek ve isteyere sansürlenecek yazılar, yorumlar. Neyse ki bloglar var, neyse ki internet özgür herşeye karşın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bir kez daha, nedir bu sayısal karasal televizyon?

Blog sayfamda DTT etiketiyle yayınlanmış 100'e yakın içerik bulunsa da, geçenlerde buluştuğumuz lise arkadaşlarımın sorusu üzerine, bir kez daha yazmaya karar verdim. Bilenler, okumadan geçebilir. Bilmeyenler ve sektörün uzağındaki kişiler düşünülerek hazırlanmış bir yazıdır.  Soru - yanıt şeklinde kurgulanmış yazılarımın daha çok okunduğu gözlemi üzerine, buyurun sık sorulan sorularla Sayısal Karasal Televizyon: Şimdi tam olarak neden bahsediyoruz? Çanak ile izlediğimiz televizyon mu?

IPTV World Forum Eastern Europe bu yıl İstanbul'da.

Konu ile ilgililerin merakla beklediği etkinlik ilk kez ülkemizde gerçekleştirilecek. Mövenpick Hotel, İstanbul'da 12-13 Ekim (yani haftaya salı-çarşamba) günlerinde toplam 9 oturumda önemli konuşmacıların yer alacağı IPTV World Forum Eastern Europe ile ilgili ayrıntıları web sayfasında bulabilirsiniz. Etkinliğe katılım ücretli. Ücretler epey yüksek. 5 Ekim'den önce kayıt yaptırmışsanız, ki bu iletiyi yazdığım tarih düşünülünce artık çok geç :), 1499 € ödemeniz gerekiyor. Bugün kayıt yaptırırsanız ise 1799 € ödeyeceksiniz. Ancak Free Operator Pass adlı bir seçeneğiniz daha var. Free Attendance For Service Providers olarak ayrıntılandırılan bu seçeneğin tam olarak kimleri kapsadığını çözemedim. Eğer IPTV hizmet sağlayıcılar kastediliyorsa Türk Telekom, TTNet, Superonline gibi şirket çalışanları kapsanmış oluyor. İşin doğrusu kendimi de o kategoriye sokup kayıt yaptırdım :) Ancak kaydımın geçerli sayılıp sayılmadığı belli değil henüz. Neyse, fırsat bulursanız önemli bir etkinlik

IPTV World Forum ardından, gözlemler

Etkinliğin teknik değerlendirmesini önümüzdeki haftaya bıraktım gerçi. Ancak, haftaya kadar bekleyemeyenler için kısa kısa gözlemlerimi aktarayım. Ayrıntılı değerlendirmeler gelecek merak etmeyin... Türk Telekom, yaklaşık 5 yıl önce başladığı IPTV projesinde sona gelmiş. TTNet şirketi üzerinden IPTivibu (TTNet CEO'sunun sunumunda, ki konferansın tümü simultane tercüme falan yapılmadan sadece İngilizce'ydi, bu ismin İngilizce'de that is IPTV anlamına geldiğini söyleyince fark ettim IP tivi işte bu anlamında bir kısaltma olduğunu :) adlı hizmeti sunmaya 2 hafta önce başadıklarını duyurdular. Konferansta soft launch (yumuşak duyuru ?) olarak yapılan duyuru ile hizmetin başlatıldığı söylense bile henüz web sayfasında bu konuyla ilgili bilgilere ulaşılamıyor.  IPTivibu hizmeti için en az 8 MBit/saniye hızında TTNet internet aboneliği gerekiyormuş. Şimdilik 101 kanal, ki bunların içerisinde HD olanları da olacakmış. Etkileşimli hizmetler, flick uygulaması falan da sunula