Ana içeriğe atla

Cloud computing, sanallaştırma, gereksiz yatırımlara çare olabilir mi?

Dün Grand Ankara Rixos otelinde Koç Sistem, VMWare ve Hayat Bilgi tarafından düzenlenen sanallaştırma etkinliğine katıldım. 1990'ların sonlarında bilgi işlem bölümünde çalışırken hep kafama takılırdı. Her hizmet için ayrı sunucu almak gerekli mi? Sadece yazı yazmak için bilgisayar kullanan birisine son sistem (her ne demekse :) bilgisayar verilmeli mi? Neyseki bu soruları soran tek ben değilmişim. 
Amerika'da başlayıp Avrupa'ya yayılan ve yavaş yavaş ülkemize gelen sanallaştırma ve bir sonraki aşaması olduğunu algıladığım bulut bilişim önümüzdeki dönemin temel konuları olacak. Ne yazık ki etkinliğin açılış konuşmaları sonrasındaki teknik sunumlarını izlemeye vaktim olmadı. Son derece anlamsız bir çağrı ile bu önemli etkinliğin asıl ilgi çekici bölümüne katılamadım. Sanallaştırma hem sunucuların bir havuz içinde hizmet vermesini hem de masaüstü bilgisayarların modern aptal terminallerle değişmesine olanak sağlıyor. 
Bu bağlamda, eğer yanlış anlamadıysam artık yerel alan ağında (Local Area Network-LAN) thin client olarak adlandırılan eskilerin aptal terminallerinin yeni halini sık göreceğiz. Thin client'lar, işlemci-disk-hafıza ihtiyacını temelde sunucu bilgisayarda kendisine ayrılmış kaynaklardan karşılıyor. Masa üzerinde duran ise ekran, ağ işlemleri için gerekli asgari seviyedeki işlemci, hafıza, diskten oluşan bir makine: Thin Client. Tam tercümesi Zayıf Müşteri oluyor, ancak bu tercüme pek anlamlı değil :) Hem masa üzerinde az yer kaplıyor, uzaktan kontrol edilmesi, bakımının yapılması kolaylaşıyor, hem de kısa zaman aralıklarıyla masa üstü bilgisayarlarını yenilemek gerekmiyor. İşlemci, bellek yetersizliklerinde sunucu tarafını güncellemeniz yetiyor.
Yukarıda yazdıklarım konuya ilgi duyan bir amatörün (bendeniz oluyor) kısa sunumlardan anladıkları. Dediğim gibi asıl teknik sunumlara saçma sapan bir çağrı yüzünden katılamayınca, daha doyurucu bir yazıyı hazırlayamadım. Daha detaylı bilgiler için aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bir kez daha, nedir bu sayısal karasal televizyon?

Blog sayfamda DTT etiketiyle yayınlanmış 100'e yakın içerik bulunsa da, geçenlerde buluştuğumuz lise arkadaşlarımın sorusu üzerine, bir kez daha yazmaya karar verdim. Bilenler, okumadan geçebilir. Bilmeyenler ve sektörün uzağındaki kişiler düşünülerek hazırlanmış bir yazıdır.  Soru - yanıt şeklinde kurgulanmış yazılarımın daha çok okunduğu gözlemi üzerine, buyurun sık sorulan sorularla Sayısal Karasal Televizyon: Şimdi tam olarak neden bahsediyoruz? Çanak ile izlediğimiz televizyon mu?

IPTV World Forum Eastern Europe bu yıl İstanbul'da.

Konu ile ilgililerin merakla beklediği etkinlik ilk kez ülkemizde gerçekleştirilecek. Mövenpick Hotel, İstanbul'da 12-13 Ekim (yani haftaya salı-çarşamba) günlerinde toplam 9 oturumda önemli konuşmacıların yer alacağı IPTV World Forum Eastern Europe ile ilgili ayrıntıları web sayfasında bulabilirsiniz. Etkinliğe katılım ücretli. Ücretler epey yüksek. 5 Ekim'den önce kayıt yaptırmışsanız, ki bu iletiyi yazdığım tarih düşünülünce artık çok geç :), 1499 € ödemeniz gerekiyor. Bugün kayıt yaptırırsanız ise 1799 € ödeyeceksiniz. Ancak Free Operator Pass adlı bir seçeneğiniz daha var. Free Attendance For Service Providers olarak ayrıntılandırılan bu seçeneğin tam olarak kimleri kapsadığını çözemedim. Eğer IPTV hizmet sağlayıcılar kastediliyorsa Türk Telekom, TTNet, Superonline gibi şirket çalışanları kapsanmış oluyor. İşin doğrusu kendimi de o kategoriye sokup kayıt yaptırdım :) Ancak kaydımın geçerli sayılıp sayılmadığı belli değil henüz. Neyse, fırsat bulursanız önemli bir etkinlik

IPTV World Forum ardından, gözlemler

Etkinliğin teknik değerlendirmesini önümüzdeki haftaya bıraktım gerçi. Ancak, haftaya kadar bekleyemeyenler için kısa kısa gözlemlerimi aktarayım. Ayrıntılı değerlendirmeler gelecek merak etmeyin... Türk Telekom, yaklaşık 5 yıl önce başladığı IPTV projesinde sona gelmiş. TTNet şirketi üzerinden IPTivibu (TTNet CEO'sunun sunumunda, ki konferansın tümü simultane tercüme falan yapılmadan sadece İngilizce'ydi, bu ismin İngilizce'de that is IPTV anlamına geldiğini söyleyince fark ettim IP tivi işte bu anlamında bir kısaltma olduğunu :) adlı hizmeti sunmaya 2 hafta önce başadıklarını duyurdular. Konferansta soft launch (yumuşak duyuru ?) olarak yapılan duyuru ile hizmetin başlatıldığı söylense bile henüz web sayfasında bu konuyla ilgili bilgilere ulaşılamıyor.  IPTivibu hizmeti için en az 8 MBit/saniye hızında TTNet internet aboneliği gerekiyormuş. Şimdilik 101 kanal, ki bunların içerisinde HD olanları da olacakmış. Etkileşimli hizmetler, flick uygulaması falan da sunula