Ana içeriğe atla

evlerde çoğalmaya başlayan yeni teknolojik oyuncak: media player (medya oynatıcı)

Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun yaptırdığı iki araştırmanın sonuçları kıyaslandığında bile ülkemizde televizyon izleme sürelerinin azaldığı görülecektir. İkizlerden sonra bu sonbahar ile birlikte televizyon izlemeyenler kervanına katılan birisi olarak bu süreci yakından izliyorum. Bundan 10 yıl önce televizyonda tartışma programları ve haberler dışında bir şey izlemez, iş yerinde yapılan dizi sohbetlerine katıl(a)mazdım. Bundan 5 yıl önce, dönemin tüm dizilerinin sıkı takipçisi olmuş ve bundan ötürü büyük huzursuzluk duymaya başlamıştım. Bu kez iş yerindeki dizi sohbetlerine gönül rahatlığı ile katılmaya başlamıştım. Etrafımda televizyon izlemediğini, hatta evinde televizyonu olmadığını ileri sürüp geçen akşamki dizinin yorumlarına hararetle dahil olanları görüp epey eğlendiğimi hatılıyorum. Ne anlatacaktım, laf nereye geldi. Efendim konumuz ev içi eğlence ekipmanlarının yenilerinden (belki de benim yeni fark ettiklerimden :) medya oynatıcısı.
Televizyonun, değiştirilemeyen yayın akışına mahkum kalmak istemeyen yeni nesil izleyici farklı arayışlara giriyor. Bu arayışların sonuçlarından birisi çeşitli internet sitelerinden indirilen dizi ve filmleri seyretmek. Bir diğeri youtube benzeri online video paylaşım sitelerinde gezinmek. İnternetten indirilen filmler ve diziler çeşitli formatlarda olabiliyor. Bu farklı formatları oynatmak için bilgisayar kullanmak pek pratik değil. Pratik olmayışının en önemli nedeni, özellikle masaüstü bilgisayarların fazlasıyla rahatsız edici fan gürültüsü. İşte medya oynatıcıları bu noktada devreye giriyor.
Kimi medya oynatıcıları ağ bağlantı girişine de sahip. Kimileri doğrudan kablosuz ağlara bağlanabiliyor. Ağa kablolu ve/veya kablosuz bağlanma özelliğine sahip medya oynatıcıları ile internetteki videoları izleyebiliyorsunuz. Torrentlerden film, dizi indirebiliyorsunuz. Medya oynatıcılarının tümünde olmasa bile bir bölümünde sabit disk var. Sabit disklerinin boyutları 1000 GB (Terabyte) mertebesinde. Bu büyük diskleri sayesinde ev içi eğlencenin saklama kabı olarak da kullanılabiliyorlar. Tümünde USB bağlantısı oluyor. Bu bağlantı kullanılarak, kendi üzerinde sabit diski olmayanlara, harici disk ünitesi takılabiliyor. Gene kimilerinin DLNA uyumlu olduğunu söyleyip, DLNA ne ola ki diye soranlara eski bir yazımı adres göstereyim. 2007 yılının Mart ayında yazmışım DLNA ile ilgili yazıyı ve yazının bitiş cümlesi şöyle: 'Ev içindeki eğlenceyi arttırmaya yönelik önemli bir girişim olan DLNA'in adını ileride daha sık duyacağız'. 2010'u uğurlamaya yavaş yavaş hazırlanırken elektronik marketlerinde LCD ve LED televizyonların bir çoğunda DLNA uyumluluk logosu görülüyor.
Ev içi eğlencenin gelecekte nasıl olacağı, televizyonun bu gelecekte nerede olacağı şimdilerde çok tartışılıyor. Kesin olan ise bugün akışını değiştiremediğimiz klasik televizyon yayının ömrünün fazla uzun olmadığı. Televizyon sektöründe çalışanlar kaygılanmasın. Artık slogan haline gelmiş bir söz var sektörde: Content is the KING. Dilimizde ifade edersek: İçerik KRALdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bir kez daha, nedir bu sayısal karasal televizyon?

Blog sayfamda DTT etiketiyle yayınlanmış 100'e yakın içerik bulunsa da, geçenlerde buluştuğumuz lise arkadaşlarımın sorusu üzerine, bir kez daha yazmaya karar verdim. Bilenler, okumadan geçebilir. Bilmeyenler ve sektörün uzağındaki kişiler düşünülerek hazırlanmış bir yazıdır.  Soru - yanıt şeklinde kurgulanmış yazılarımın daha çok okunduğu gözlemi üzerine, buyurun sık sorulan sorularla Sayısal Karasal Televizyon: Şimdi tam olarak neden bahsediyoruz? Çanak ile izlediğimiz televizyon mu?

IPTV World Forum Eastern Europe bu yıl İstanbul'da.

Konu ile ilgililerin merakla beklediği etkinlik ilk kez ülkemizde gerçekleştirilecek. Mövenpick Hotel, İstanbul'da 12-13 Ekim (yani haftaya salı-çarşamba) günlerinde toplam 9 oturumda önemli konuşmacıların yer alacağı IPTV World Forum Eastern Europe ile ilgili ayrıntıları web sayfasında bulabilirsiniz. Etkinliğe katılım ücretli. Ücretler epey yüksek. 5 Ekim'den önce kayıt yaptırmışsanız, ki bu iletiyi yazdığım tarih düşünülünce artık çok geç :), 1499 € ödemeniz gerekiyor. Bugün kayıt yaptırırsanız ise 1799 € ödeyeceksiniz. Ancak Free Operator Pass adlı bir seçeneğiniz daha var. Free Attendance For Service Providers olarak ayrıntılandırılan bu seçeneğin tam olarak kimleri kapsadığını çözemedim. Eğer IPTV hizmet sağlayıcılar kastediliyorsa Türk Telekom, TTNet, Superonline gibi şirket çalışanları kapsanmış oluyor. İşin doğrusu kendimi de o kategoriye sokup kayıt yaptırdım :) Ancak kaydımın geçerli sayılıp sayılmadığı belli değil henüz. Neyse, fırsat bulursanız önemli bir etkinlik

IPTV World Forum ardından, gözlemler

Etkinliğin teknik değerlendirmesini önümüzdeki haftaya bıraktım gerçi. Ancak, haftaya kadar bekleyemeyenler için kısa kısa gözlemlerimi aktarayım. Ayrıntılı değerlendirmeler gelecek merak etmeyin... Türk Telekom, yaklaşık 5 yıl önce başladığı IPTV projesinde sona gelmiş. TTNet şirketi üzerinden IPTivibu (TTNet CEO'sunun sunumunda, ki konferansın tümü simultane tercüme falan yapılmadan sadece İngilizce'ydi, bu ismin İngilizce'de that is IPTV anlamına geldiğini söyleyince fark ettim IP tivi işte bu anlamında bir kısaltma olduğunu :) adlı hizmeti sunmaya 2 hafta önce başadıklarını duyurdular. Konferansta soft launch (yumuşak duyuru ?) olarak yapılan duyuru ile hizmetin başlatıldığı söylense bile henüz web sayfasında bu konuyla ilgili bilgilere ulaşılamıyor.  IPTivibu hizmeti için en az 8 MBit/saniye hızında TTNet internet aboneliği gerekiyormuş. Şimdilik 101 kanal, ki bunların içerisinde HD olanları da olacakmış. Etkileşimli hizmetler, flick uygulaması falan da sunula