Ana içeriğe atla

Kayıtlar

CSO Yeni Konser Sezonu

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın 2006-2007 sezonu açılış konseri Şef Alexander Rahbari yönetiminde gerçekleştirildi. Mozart'ın 250. doğum yıldönümü nedeniyle ünlü bestecinin Küçük Bir Gece Müziği, İki Piyano İçin Konçerto Nr.10 Mi bemol Majör Kv.365 ve 40. Senfoni sol minör Kv.550 eserleri çalındı. Güher - Süher Pekinel kardeşlerin solist olarak katıldıkları konserde salon tamamen doluydu. Pekinel kardeşlerin bis sırasında çaldıkları eserdeki uyumları büyüleyiciydi. Klasik müziği fazla bilmesem bile klasik müzik konserlerine gitmek hoşuma gidiyor. Öyle sanıyorum ki beni cezbeden yalnızca müzik değil. Konser salonunun müthiş akustiği, sanatçıların ve izleyicilerin şıklığı etkinliği cazip kılıyor. Tam biletin 6 YTL (iki paket sigaradan bile ucuz) olduğu CSO konserleri perşembe ve cuma günleri saat 20'de CSO Konser Salonu'nda. Klasik müziği dinlemiyor olsanız bile o ortamı görmek için gitmenizi öneririm. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Müdürlüğü Tel : (0312) 30

Tesla Anlaşılamamış Dahi, Margaret Cheney

Okul yıllarında manyetik dersindeki birimlerden biri olarak öğrendim Tesla'yı. Doğumunun 150. yılında, kullanmakta olduğumuz AC'yi (alternating current) borçlu olduğumuz büyük bir dahi olduğunu öğrendim. Margaret Cheney tarafından yazılan Tesla Anlaşılamamış Dahi isimli biyografiyi okuduktan sonra Tesla'yı ne kadar az tanıdığımı gördüm. Edison'u bilenlerin sayısı Tesla'yı bilenlerin sayısından çok daha fazladır eminim. Oysa, kitaptan öğrendimize göre Tesla'nın fikir babalığını yaptığı buluşlar eb az Edison'unkiler kadar topluma yararlı olmuştur. Radyonun, telsiz iletişimin muciti olarak Marconi bilinir. Ben de aynı yanılgı içerisindeydim kitabı okuyana kadar. Marconi ile Tesla'nın telsiz iletişim ile ilgili patent davası Tesla'nın ölümünden sonra sonuçlanmış ve patentin Tesla'ya ait olduğuna karar verilmiş. Yaptığı buluşlara sahip olduğu patentlere bakınca Sırp kökenli Hırvatistan doğumlu Amerikan vatandaşı bilginin para içerisinde yüzdüğü bir

5 vakit, filmYorum

Reha Erdem'in Korkuyorum Anne filmini izlemiştim. Genellikle iç mekanda geçen, birbirine komşu hayatların anlatıldığı, çok başarılı görüntülere sahip neşeli/hüzünlü bir filmdi Korkuyorum Anne. Bu kez köy yaşamına çevirmiş kamerasını Erdem. Beş Vakit 'te birbirinden başarılı çocuk oyunculara deneyimli tiyatrocular ve sağlam adımlarla ilerleyen yeni yıldızlar eşlik etmiş. Oyunculukların yanı sıra görüntüler de görülmeye değer. Çanakkale'nin eşsiz manzarasını gökyüzünün bulutlarıyla birleştiren sahneler soluk kesici. Özellikle filmin sonundaki güneşin doğuşu sırasındaki manzara etkileyici. Köy yaşamının tek düzeliğini ve sıkıcılığını anlatmak için olsa gerek yavaş ilerliyor film. Klasik müziğin kimi yerlerde filmin akışıyla tezat tınıları kimi yerlede filmin önüne geçmiş. Köylerde yaşam, tıpkı filmde aktarıldığı gibi ezan saatlerine göre işliyor. Bu yaz görme şansı bulduğum eşimin köyünde de aynı şeyi düşünmüştüm. Büyük kentlerde yaşadığımız tüm koşuşturmaya inat ezan vakitl

Tek Kişilik Düet, tiyatroYorum

Bahçemdeki Ayı oyununa niyetlenip gitmiştik Şinasi sahnesine. Salondaki büyük boşlukları oyunun epeydir oynamakta olmasına bağlamıştık. Oyun başlayınca farkettik ki Bahçemdeki Ayı değil. Sonra kapıdaki afişlerin sonraki oyuna ait olmadığını, salonun girişindeki panoda 2 kişinin fotograflarının olmasının bir başka anlamı olduğunu kavradık. Bahçemdeki Ayı, sanatçılardan birinin rahatsızlığı nedeniyle iptal edilmiş, yerine İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun Tek Kişilik Düet isimli oyunu sahneleniyormuş. Değişikliğe başta üzülsek bile, oyunu görmeyi çok istiyorduk, Tek Kişilik Düet 'i izledikçe üzüntümüz gitti. MS hastalığına yakalanmış ünlü bir keman sanatçısının hastalıkla, yaklaşan ölümle ve genel anlamda hayatla mücadelesinde, ünlü bir bestekar olan kocasının ısrarıyla görmeye başladığı psikiyatrist ile yaptığı görüşmelerden oluşuyor oyun. Hayatınızı adadığınız mesleğinizi yapamaz duruma gelirseniz, hatta yaptığınız (uğraştığınız) bir yerde sizin hayatınız olmuşken onu yapamaz duru

Güz Fest3 05-15 Ekim 2006

Ankara'nın sonbaharı bir başka güzel oluyor... Okulların açılması ile kalabalıklaşan yollarına, trafiğin artması ile uzayan yolculuk süresine ve kirlenen havasına karşın kent, yaz aylarındaki terk edilmiş görüntüsünden sıyrılıyor. Açılan konser salonları, başlayan yeni sezonun ilk habercisi oluyor. Güz Filmleri Festivali , 3 yıldır sonbaharın müjdecilerinden. Bu yıl sinemanın esrarengiz şairi : David Lynch başlığı altında FİL ADAM , MAVİ KADİFE , İKİZ TEPELER ve STRAIGHT'İN ÖYKÜSÜ isimli filmlerin gösterimi yapılacak. Lynch, kolay izlenir filmleri olmayan bir yönetmen. Kolay izlenir, fazla çözülme beklemeyen filmleri tercih ediyorsanız başka gösterimleri tercih etmeniz yerinde olacaktır. Festival kapsamında Ken Loach 'ın 2006 Cannes Film Festivalinde en iyi film seçilen Özgürlük Rüzgarı isimli filmi görülebilir. Festivalin tüm programını burada bulabilirsiniz. 05-15 Ekim arası birbirinden önemli filmleri izlemek için acele edin. TÜZE ANKAPOL SİNEMASI Kızılırmak sok. No

Ossasuna maçı sonrası

Pozisyon yaratma konusunda sıkıntı yaşayan takımlardan olduk hep. Kapalı savunmaları açma konusunda zorlanıyoruz. İspanyada'da aynı şey oldu. Bulduğumuz fırsatları da değerlendiremeyince sonuç kaçınılmazdı, elendik. UEFA'dan elenmek o kadar kötü değil aslında. Ancak, eğer lig şampiyonluğunu hedefliyorsanız bunu sadece derbi kazanarak yapamazsınız. Ligde bulunduğu konum ile oynadığı futbolun ilgisi olmasa bile şu an için sonuncu olan takıma karşı öne geçtikten sonra beraberliği zor kurtarmışsak bir şeyler yanlış gidiyor demektir.

Tatar Ramazan, filmYorum

TRT, iki hafta üst üste 1990 ve 1992 yılı yapımı olan Tatar Ramazan ve Tatar Ramazan Sürgünde filmlerini yayınladı. Kadir İnanır 'ın görülmeye değer oyunculuğu, eşlik eden karakter oyuncularının başarısı, Ahmet Kaya'nın filmle bütünleşen müzikleri ve unutulmaz replikleriyle Türk sinema tarihinin unutulmazları arasındaki filmleri, kesintilere ve sessizliklere karşın keyifle izledim. Aslında filmin geçtiği yeri hapishane değil dışarısı olarak düşünüce günümüzde yaşananların filmde özetlendiği düşünülebilir. Beni etkileyen repliklerden bir ikisini aşağıya alıntıladım: İnsan bunca zulüm, bunca haksızlık görür de rahat yatabilir mi? O zaman bende ortaya fırlarım ve adama dur derim. Bu dünyanın hesabı ahrete kalmamalı. Merhaba yarenler, merhaba felaket arkadaşlarım! Benim adım Tatar Ramazan, ben bu oyunu bozarım!