Ana içeriğe atla

IBC'ye 11 gün kaldı Pre IBC 2023 - 1

Dördüncü kez kendimi temsilen ve kendi olanaklarımla, Avrupa'nın en büyük yayıncılık fuar ve konferansı IBC'ye basın akreditasyonu ile katılacak olmanın heyecanı içerisindeyim. 2019'da bir dizi yayınlamıştım; Pre IBC başlığı ile.  O sene IBC'ye katılamamıştım gerçi ama şimdi dönüp okuyunca 2019'da konuşulanları hatırlamanın kolaylığı, 2023 için de bir Pre IBC hazırlamaya itti beni. 

2019'da Temmuz ayının ilk günlerinde yazmaya başlamışım, Pre IBC'leri. Konferansa gelme konusunda kararsız kalanlar için bir rehber olmuştur belki. Bu yıl, bu anlamda oldukça geç kaldım. Amsterdam'daki otellerin büyük bölümünde yer bulmak zor, yer kalanların ise ücretleri fazlasıyla yüksek. Keza uçaklarda da durum farklı değil. Sözü gene uzattım, buyurun Pre IBC 2023 dizisinin ilk yazısına:

Bu yazıda IBC'ye ilk kez katılacaklara, dördüncü kez katılmanın deneyimi ile önerilerimi sıralayacağım.

  • IBC, RAI Amsterdam adlı bir fuar alanında düzenleniyor. Amsterdam merkezine, ki burası neresi diye de sorulabilir aslında, daha doğrusu merkez tren istasyonuna tramvay ve metro ile ulaşabilirsiniz. Yürümek de bir seçenek, yol kısa sayılmaz ancak yürünemeyecek kadar uzun da değil. 4,5 km civarında bir mesafede, rahat bir tempo ile bir saat kadar sürüyor. Hollanda'nın neredeyse tümünde olduğu gibi yol dümdüz. İnişler ve çıkışlar yok. Belki bu yüzden etrafta göreceğiniz bisikletlerin, ki bisiklet yollarına dikkat edin lütfen, kimileri vitessiz. 
  • Hall olarak adlandırılan 13 bölüm var. Her bölüm benzer işleri yapan firmaların standları ile dolu. 13. bölüm, diğerlerinden biraz farklı. Bu Hall, 2015'ten bu yana her gittiğim IBC'de biraz daha küçüldüğünü gözlemlediğim Sony'ye ayrılmış. Katılımcı listesini IBC'nin web sayfasında görebilirsiniz.
  • IBC'nin bir de artık fuar ile eş zamanlı düzenlenen konferans bölümü var. Önceki senelerde fuardan bir gün önce başlar ve fuar süresince devam ederdi. Bu sene fuar ile aynı tarihlerde düzenleniyor. Basın akreditasyonu sayesinde bu bölümdeki oturumları da takip edebiliyorum. Bence fuar alanından çok daha yararlı öngörüler paylaşılıyor, özellikle panellerde. Ancak bu bölüm, ziyaretçi kaydı ile fuara katılanlara kapalı. Sadece ücretsiz olduğu belirtilen kimi oturumlar herkese açık. Konferans kısmını da takip etmek isteyenlerin, kayıt tarihine göre 645 -745 € ödemesi gerekiyor. Şunu belirtmeden geçmeyeyim, konferans delege kartı ücreti önceki senelerde daha fazlaydı. Bu sene konferansın programına buradan ulaşabilirsiniz.
  • Fuar toplam 4 gün sürüyor. 15 Eylül Cuma, başlayan fuar 18 Eylül Pazartesi bitecek. İlk gün stand görevlilerinin en heyecanlı olduğu gün olduğu kesin. Henüz, gündüz saatlerce süren anlatımlardan ve gece şirket yemeklerinden bıkmamış görevliler ile karşılaşıp aradığınız bilgilere ulaşabilirsiniz. Günler ilerledikçe bu şansınız azalacak. Gerçi eğer fuar öncesi firmalarla yazışıp hangi konuda ayrıntılı bilgi istediğinizi belirtmediyseniz fuar alanını pazar yeri gibi gezmek pek işe yaramayacaktır. Ön hazırlık ve randevu bence şart.
  • Tüm fuar alanını gezip tüm standları inceleyeceğim gibi zor bir hedef koymayın kendinize. Eğer meslekte yeni bir mühendisseniz uzmanlaşmak için seçtiğiniz alandaki, eğer böyle bir alan yoksa öncelikle bu alanı belirleyin, Hall'lere odaklanın. Bir yayın mühendisi hem ışığın hem sesin hem videonun hem IT tabanlı sistemlerin uzmanı olamaz. Ben tam dediğin gibi biriyim iddiasında bulunanlardan uzak durun. İyi bir yayın mühendisi elbette işletme düzeyinde tüm yayın sistemlerini bilir ama hepsinin "uzmanı" olamaz.
  • Fuar giriş kartınız ile birlikte 4 gün Amsterdam'da toplu ulaşımda kullanabileceğiniz ulaşım kartı da veriliyor. Ayrıca Amsterdam Schipol Havaalanı ile fuar merkezi olan RAI arasında fuarın ilk gününden son gününe kadar ücretsiz ring seferleri düzenleniyor. Bu yıl fuar giriş kartlarını havaalanında kurulacak standlardan da alabileceksiniz. 14 Eylül'de 06 - 22 arasında; 15 Eylül'de 06 - 14 arasında açık olacak stand. Geliş terminalinde Starbucks'ın karşısında diye tarif edilmiş yeri
  • Konaklama için Amsterdam'daki otellerin fiyatları yüksek geldiyse, Leiden bence iyi bir seçenek. Hem sakin bir üniversite şehri, hem Amsterdam'a tren ile 35-50 dakika mesafede hem de daha hesaplı. 2015'te, IBC'ye katıldığım ilk sene Leiden'da kalmıştım. Bu yıl da kısmet olursa gene Leiden'da kalacağım. Amsterdam'a geliş - dönüş maliyetlerini de eklesem bile gene de %50 daha ucuz olacak.
  • Fuar alanında göreceksiniz bir çok standda Türkçe konuşan meslektaşlar olacak. Kimi ikinci, üçüncü kuşak gurbetçi çocukları kimi Türkiye'de doğup yetişmiş sonra dünya şirketlerinde çalışan kişiler ve elbette ülkemizin gururu yerli şirketlerimiz. Geçtiğimiz senelerde Vestel, TürkSAT gibi büyük firmalarımızın yanında Zero Density gibi sanal gerçeklik dünyasına adını yazdıran gurur kaynağımızın standlarını görmüştüm. Bu sene de bu firmalarımız gene IBC'de olacaklar. Ayrıca Hall 5'te Piko TV, fuar alanının hemen dışında OB Van'lar için ayrılan bölümde SRTEK Türkiye merkezli şirketlerden. 
  • Son olarak Avrupa Yayın Birliği EBU'nun standını ziyaret etmeden dönmeyin. 

Yorumlar

  1. Fuar'a ilk defa gidecekler veya orada zamanımı daha iyi nasıl değerlendirebilirim diye kaygı duyanlar için "içeriden" bilgiler. Yine çok faydalı bir seri olmuş Pre IBC serisi. Kaleminize sağlık. Bütün katılımcılara faydalı ve keyifli bir fuar olmasını diliyorum. Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım faydası olur birilerine. Yorum için teşekkürler, selamlar saygılar

      Sil

Yorum Gönder

Yorumlarınız denetimimden geçtikten sonra yayınlanacak. Beğenmediklerinizi hakaret içermeyen şekilde ifade edin lütfen.

Son haftanın en çok okunan 10 yazısı

Yaylapınar (Sinekçiler) Köyü Nazilli tatili

Yazılacaklar birikti, bu gidişler birikmeye devam edecek. Üst üste gelince seyahatler, okunanlar, teknik gelişmeler böyle oluyor. Yavaş düzgündür, düzgün ise hızlı deyip başlayayım bir yerinden.  Geçtiğimiz haftanın 6 gecesini, Aydın'ın Nazilli ilçesinin, eski adıyla Sinekçiler, Yaylapınar köyünde geçirdik. Ne ben, ne de eşim Nazilli'li. Oralarda yaşayan akrabamız da yok. Peki nasıl oldu da bir köyde kaldık 6 gece. Pınar Kaftancıoğlu sayesinde. Kendisini büyük şehirlerde, özellikle İstanbul'da, yaşayan çocuk sahipleri tanıyacaktır. Ayşe Arman'ın söyleşisinden sonra tanıyanlar ve alış veriş yapanların sayısında ciddi artış olmuş. Siz tanımayanlardansanız İpek Hanım'ın Çiftliği'nin web sayfasına bakmanızı ve yazının geri kalanını sonra okumanızı öneririm.  Kaftancıoğlu, bana kalırsa ülkemiz için uygulanabilir bir kalkınma modeli oluşturmuş. Ülkemiz, her ne kadar son dönemlerde ihmal edilmiş olsa bile, bir tarım ülkesi. Tarıma elverişli topraklara

İkiz bebekle tatile çıkacaklara öneriler

Blog sayfamdaki yazıları belli kategorilere göre ayırıp etiketliyorum. Yazacaklarımın etiketlenebilecek şeyler olmasına özen gösteriyorum. Kısacası her aklıma geleni bloga yazmıyorum. Bugün canım sıkıldı, bari canımın sıkıldığını tüm dünya duysun demiyorum. Biraz bu nedenle, biraz yazarın anonimliğini korumasını sağlama kaygısıyla özel hayatıma ilişkin paylaşımları sınırlı tuttum bu güne kadar. Bu yazı yukarıda anlattıklarımla çelişse bile tatile çıkmadan önce yaptığım internet aramalarında işe yarar çok az bilgi bulabildiğim için ikiz bebek sahiplerine deneyimlerimi aktarayım istedim. Bu yazı ile birlikte yeni bir etiket bloga merhaba diyor: İkiz büyütmek. Bu etiket altında, çok sık olmamakla birlikte, ikiz büyütürken yaşadıklarımı paylaşacağım.

Pazr günü eğlencesi: Eymir gölü etrafında bisiklet sürmek

Sadece ODTÜ öğrenci ve çalışanlarının bir de göl kartı sahiplerinin girebildiği düşünülür Eymir gölüne. Oysa, eskiden olduğu gibi bugün de arabasız girdiğiniz sürece, kimse kimlik sormaz kapısında. Birisi TRT'nin Oran yerleşkesinin yanından inen yolun sonunda, diğeri Gölbaşı'ndaki TEİAŞ tesislerini geçince olmak üzere iki kapısı bulunur bu küçük göl ve çevresinin. ODTÜ arazisidir ve içerisinde piknik yapmak yasaktır. Son düzenlemeler sonrası üniversite arazisi olduğu için içeride alkol satışı yasaklanmıştır. Yakın zamanda üniversite yönetiminin aldığı bir karar ile Eymir gölü çevresine haftasonları araç girişi tamamen yasaklandı. Her iki kapının yakınında, ODTÜ'de görev yapan güvenliklerin kontrol ettiği park alanları oluşturuldu. Ücretsiz olan bu alanlara aracınızı bırakıp yürüyerek göl çevresine girebiliyorsunuz. İçeride her 10 - 15 dakikada bir hareket eden ring servisleri bekliyor. Lokantaların olduğu yerlerde durakları var. Dönüş için de aynı araçları kullanabili

bir kez daha, nedir bu sayısal karasal televizyon?

Blog sayfamda DTT etiketiyle yayınlanmış 100'e yakın içerik bulunsa da, geçenlerde buluştuğumuz lise arkadaşlarımın sorusu üzerine, bir kez daha yazmaya karar verdim. Bilenler, okumadan geçebilir. Bilmeyenler ve sektörün uzağındaki kişiler düşünülerek hazırlanmış bir yazıdır.  Soru - yanıt şeklinde kurgulanmış yazılarımın daha çok okunduğu gözlemi üzerine, buyurun sık sorulan sorularla Sayısal Karasal Televizyon: Şimdi tam olarak neden bahsediyoruz? Çanak ile izlediğimiz televizyon mu?

Göksu Restaurant Nenehatun şubesi açıldı

ve beklenen gerçekleşti...Ankara'nın Sakarya caddesine açılan Bayındır sokakta yer alan Göksu, gönüllere taht kurdu. Gerek servisi, gerek yemeklerin lezzeti vazgeçilmezler arasına girdi. Mekanın Kızılay'ın göbeğindeki Sakarya caddesinde olması, kimilerini üzüyordu. Özellikle Kızılay'a hiç inmeyenler, kalabalığı sevmeyenler yukarılarda bir Göksu hayali kuruyordu. Uzun sürdü inşaat. Nenehatun caddesi ile Tahran caddesinin kesiştiği köşede yer alan binanın inşaatının neden bu kadar sürdüğünü pek anlamamıştım, düne kadar. Dışarıdan 4-5 kat görünen bina toplamda 10 katlıymış. Üstte 3 kat içkili restaurant (ki bu bölüm henüz açılmamış), girişte bekleme salonu ve bar-kütüphane, girişin altında işkembe ve kebapçı (ki bu bölüm hizmet vermeye başladı), işkembecinin altı tam kat mutfakmış, onun altında garaj-çamaşırhane ve en altta iki kat konferans salonu olarak düzenlenmiş öğrendiğime göre. İlk ziyaretime ait fotografları (binanın dıştan çekilmiş bir görüntüsü ve iştah açıcı) beğe

Kocadağ At Çiftliği Kocadağ Köyü / Havran

Deniz, kum, güneş tatilinden sıkıldıysanız ve Edremit körfezi civarındaysanız size süper bir alternatif: At binmek. Edremit'ten Balıkesir'e giden yol üzerindeki şirin ilçe Havran'ın Kocadağ köyünde bu mekan. Henüz dört yaşında olan iki(z) kızlarımız çok keyif aldılar at binmekten. Altınızda sizden epey güçlü b ir hayvan varken dengede durmaya çalışmak, yorucu bir o kadar da keyifli bir uğraş. Eğer hayatınızda at binmeyi hiç denemediyseniz, emin olun deneyince siz de kabul edeceksiniz, çok şey kaçırmışsınız demektir.    Kocadağ At Çitfliği'nde at binmenin yanı sıra lezzetli mutfağını da deneyebilirsiniz. Mantı, haşlama içli köfte, ızgara köfte ve elbette demleme çay. Fiyatlar derseniz bu konuda ucuz / pahalı yorumu yapmak istemiyorum. Bunun yerine bir kaç seçtiğim ürünün fiyat bilgisini paylaşacağım. Ancak, öncelikle sipariş edeceğiniz yiyeceklerin hepsinin büyük bir özenle hazırlanıp, aynı özenle servis edildiğini belirteyim. Biz mantı, içli köfte, ızgara hellim ve

Sokakbaşı Meyhane, nam-ı diğer Hüseyin'in Meyhanesi

Uzunca bir süredir izlediğim tek televizyon yayını Behzat Ç.'nin Hüseyin'in Meyhanesi mekanı olarak kullandığı Sokakbaşı Meyhanesi'ne sonununda gittim. Hatta yanda gördüğünüz üzere Behzat'ın masasında fotografım da var. Mekan, aslında Behzat Ç. öncesinde de bölgede bilinen sevilen yerlerdendi. Esat dörtyolda, köşebaşında yer alan burayı Behzat Ç.'de mekan olarak kullanmak, muhtemelen Erdal Beşikçioğlu'nun zamanında Sokakbaşı'nın çaprazında bir yer işletmesinden kaynaklanıyordur.  Sokakbaşı'na diziden aşinayız. Havalar iyi olduğunda açık havada büyükçe bir yerleri var. İçerisi de küçük sayılmaz. Mezeler lezzetli, fiyatlar pek ucuz sayılmaz. Dizinin etkisi fiyatlara yansımış görünüyor. Behzat'ın masası rezervasyonlu oluyormuş genelde. Yurt içi ve hatta dışından rezervasyon yapılıyormuş. Mekanın garsonları, kim bölümlerde rol almış. Duvarlarda gazete küpürleri ve diziden görüntülerin yer aldığı fotograflar var.  Yakında final yapacak olan Behzat

Almanya'da televizyon yayınlarına erişim

Televizyon yayınları kablolu ve kablosuz olmak üzere iki ortam kullanılarak evlere ulaştırılır. Her iki ortam için de farklı uygulamalar bulunmaktadır. Kablonun kullanıldığı durumlarda Kablo TV, IPTV seçenekleri mevcuttur. Kablosuz ortam için ise uydu ve karasal vericiler kullanılabilir. Her ortamın kendisine göre avantajı, dezavantajı vardır. Daha ayrıntılı analizlerde, yayıncı için ve izleyici için avantajlar ve dezavantajlar olduğu görülecektir. Hatta ülkelerin düzenleyici denetleyici kuruluşlarının desteklediği ve/veya kösteklediği televizyon dağıtım yöntemleri olduğu söylenebilir.  Bu uzun girişi yazmamın sebebi, Arthur D. Little adlı araştırma kuruluşunun yakın tarihte yayınladığı bir araştırma. Lars Riegel ve Julien Duvaud-Schelnast imzalı   Almanya'da TV Platformları 2014 ve sonrası başlıklı 10 sayfadan ibaret rapor, Almanya'da son dönemin sıcak tartışma konusu durumundaki sayısal karasal televizyonun geleceğine ilişkin önemli analizler içeriyor. Geçtiğimiz Nisan

Anıttepe, sokaklar, anlamlar

Ankara, ne yazık ki, içerisinden su geçen şehirlerden değil. Aslında daha doğrusunu söylersem, içerisinden geçen suların üzerini kapatıp yok eden bir kent. İncesu deresi, Kavaklı dere, Ankara çayı hep üzeri kapatılıp, halının altına süpürülen tozlar gibi gözden ırak tutulup unutulmuş kent suları. Hal böyle olunca Başkent, akar suyun kente sağlayacağı güzelliklerden yoksun. Neyse ki arayan için gizli güzellikler barındırıyor.   Anıttepe, bu gizli güzellikleri saklayan semtlerden. Anıtkabir, yılın her mevsimi caddelerden eksik olmayan turist otobüsleri, resmi bayramlarda protokol için kapatılan yollar, son dönemde sıklıkla düzenlenen mitinglere ev sahipliği yapan Tandoğan meydanı, Çankaya Belediyesi'nin  konserlerinin mekanı Anıtpark Anıttepe denildiğinde ilk aklıma gelenler. Ve tabii, geçenlerde bir yarışmada soru olarak da yöneltilen sokak isimleri: Ordular, İlk, Hedef, İleri, Ata ve Akdeniz caddesi.    Anıtkabir'in sınırını oluşturan 3 cadde bulunur: Gençlik, Mareş

Harikalar Diyarı, Eryaman, Sincan / Ankara

Zamanında bataklık benzeri bir yer olan arazi, büyük bir gölet etrafında düzenlenen park haline getirilmiş. Harikalar Diyarı adlı park, fotografta gördüğünüz Masal Adası ile ünlü. Şirinlerden, atıl kurta, pamuk prenses ve 7 cücelerden, keloğlana bir çok masal-çizgi film karakterinin heykelleri ile dolu bir ada. Adanın sembolü ise devasa Guliver heykeli. Park içerisinde keyifli saatler geçirebileceğiniz kafeler var. Semaver, gözleme keyfinin bedeli, Ankara'nın diğer mekanlarına kıyasla daha ucuz. Çocukları eğlendirmek için kaydıraklar, salıncakların yanısıra uzun sayılabilecek güzergaha sahip minik tren seferleri de var. Alışveriş merkezlerinin kısacık turları 4 TL / kişi iken, 10 dakika kadar süren mini tren turu Harikalar Diyarı parkında 3 TL / kişi. Bebekler bu turdan keyif almaz sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bizim 14 aylık yumurcaklar inmek istemiyordu...Ankara merkezinden Sincan'a giderken Eryaman sapağından sonra yolun sağ tarafında göreceğiniz büyük parkın birden çok giriş