Live from IBC 2

Live from IBC bir seri olma yolunda ilerliyor. Dizinin ikinci yazisinda, bir kez daha Turkce karakter sorunu ile basbasayim. Ultrabook icin ayiracak butce buldugumda, ki yakin zamanda boyle bir ihtimal gorunmuyor ne yazik ki, kendi cihazimi kullanarak yazabilirim gittigim yerlerde. O gune kadar IBC Basin Merkezi bilgisayarina talime devam.

Daha once defalarca yazdigim gibi bu ikinci ve buyuk olasilikla son IBC deneyimim. Hayal kirikligi seslerini duyar gibiyim uzaktan :) Evet, patron ile, ki bendeniz oluyorum bu durumda, yaptigim gorusmeler sonucu bu sene istedigim, bekledigim sonuclara ulasamazsam bundan sonra IBC etkinliklerine gelmeme karari aldim. Bekledigim sonuclar ise gerceklesirse haberdar olacaginiz seyler.

Bu sabah RAI`ye gelmek icin yola ciktigimda, ki saat 08.30 civariydi, 9.30 gibi IBC`ye ulasmayi hedefliyordum. Amsterdam halkalar halinde buyuyen bir sehir. Birbirinin icene gecmis bu halkalar kanallar ile ayriliyor ve kanallar arasi gecisleri koprulerle yapiyorsunuz. Normalde konakladigim otel ile IBC arasi 4 km ve geze toza yuruyus ile bir saatte ulasiyorum. Harita okumaktan nefret eden ve kendisini uygulama haritalarina bagimli kilan birisi olarak, nasilsa uygulama uyarir dusuncesi ile yaklasik 1 saat yurudum.

Bir saatin sonunda ortalarda IBC falan gorunmuyordu. Hemen uygulamaya baktim ve gordugum seyi hic begenmedim. Halkadan disari dogru bir sure ilerlemisim. Ardindan halkalarin birinde paralel yurumeye baslayip IBC`nin tam tersi yonunde ilerlemisim. Yani durum vahim :) 

Neyse, cok istesem bile yuruyerek planladigim toplantilara yetisme olasiligimin kalmadigini anlayip tramvaya bindim ve bir kez daha IBC kalabaliginin arasina karistim.

Sonra ne mi oldu? Onu da sonra anlatirim...

Yorumlar