Ana içeriğe atla

Sadakat, İnci ARAL

Türk edebiyatının üretken kalemlerinden İnci Aral'ın son eseri Sadakat. Şubat 2010 tarihinde Turkuvaz Kitap'tan birinci baskısını yapmış. Benim okuduğum gene Şubat 2010 tarihli 8. baskısıydı. Kadın ve erkeğin sadakat kavramına bakışının farklılığı üzerine kurgulanmış bir roman. Daha 3. sayfasında baş karakter olan Azra'nın kocasını öldürmekle suçlanarak tutukevine konulduğunu öğreniyoruz. Romanın sonu, başından belli yani bir yerde. Azra'nın kocası, ki ilk sayfalarda olmasa bile kısa sürede tanışıyoruz kendisi ile, romanın sonunda ölecek. Bunu bilmemize karşın romanı elimizden bırakamıyoruz. Benzer bir durumu Aral'ın okuyucuları Yeni Yalan Zamanlar üçlemesinin ikinci kitabı Mor'dan hatırlayacaklardır. Orada da romanın başından belliydi sonu. Gerçi bir fark var elbette. Mor'da cinayetin olduğu kesindi, Sadakat'ta ise cinayet ile suçlanan bir eş var. Neyse, romanı okumayanlar için okuma keyfini kaçıracak bilgiler vermeden bu bahsi kapatayım. 
Kadın ve erkeğin evliliğe, cinselliğe, aşka bakışlarındaki farklılıklar ele alınmış romanda. Kitaplara ilişkin aldığım notlara kitaplardan alıntılar eklemeyi seviyorum. Sadakat'in 69. sayfasından kısa bir alıntı bu sorgulamanın somutlaştığı diyaloga ait:
'Uyum dediğin nedir? Çaresiz bir uzlaşma ve vazgeçiş. Evcilleşme ve sinme. Asıl sorun ne biliyor musun? Birinin ötekini, kayıtsız şartsız sahiplenmeyi hak görmesi...'
...
'Keskin beylik yorumlar bunlar. Seçtiğin ve aşkla sevdiğin insana bağlı kalmak istersin, onu değerli buluyorsan kaybetmekten korkar kıskanırsın.'
'Korku ve kıskançlık özgüven eksikliğinden ileri geliyor.'
'Ama ..., aşk fiziksel ve ruhsal bakımdan tekeşli ve gönüllü bir sözleşme.'
'Aşk geçer, sözleşmeler bozulabilir. Sonsuz sadakat olmaz. Sadakat insanın kişisel özgürlüğünü sınırlayan bir zorlamaya dönüşmemeli.'
'Kişisel özgürlükten kastın ne senin, cinsellik mi?'
'O da var tabii. Dip dibe yaşamak, sürekli aynı insanla aynı biçimde sevişmeki törpülenip birbirine benzemek ve olmuyorsa dizginlenmek...Sadakat bu işte!'
'Evlilik tablosuna küçük hava delikleri açmayı savunuyorsun demek. Kaşılıklı olarak tabii...'
'Belki de en iyisi evlilik bağına gerek duymamak'
69. sayfadaki bu diyalogda hangi karakter hangi sözü söylemiş bilerek belirtmedim. Kitabı okumadan da tahmin edebilirsiniz sanırım. Sadakat, ilişkilere fazlasıyla odaklanmış. Bence bu nedenle kimi karakterlerin derinlemesine işlenmesi eksik bırakılmış. Böyle olunca havada kalan karakterler olduğunu düşündüm romanı bitirdiğimde. Gene romanı okumayanların okumalarını keyifsiz kılmamak adına bu karakterlerin isimlerini vermeyeceğim. Çok merak eden olursa, ki hiç sanmıyorum, sadeceozgur@gmail.com adresine yazabilir. 
İçimi karartan bir roman olsa bile 277 sayfayı iki oturuşta bitirdim. Kalemin gücü bu olsa gerek. İlişkiler üzerine düşünmek isterseniz bir de Azra'nın gözünden bakın hayata...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bir kez daha, nedir bu sayısal karasal televizyon?

Blog sayfamda DTT etiketiyle yayınlanmış 100'e yakın içerik bulunsa da, geçenlerde buluştuğumuz lise arkadaşlarımın sorusu üzerine, bir kez daha yazmaya karar verdim. Bilenler, okumadan geçebilir. Bilmeyenler ve sektörün uzağındaki kişiler düşünülerek hazırlanmış bir yazıdır.  Soru - yanıt şeklinde kurgulanmış yazılarımın daha çok okunduğu gözlemi üzerine, buyurun sık sorulan sorularla Sayısal Karasal Televizyon: Şimdi tam olarak neden bahsediyoruz? Çanak ile izlediğimiz televizyon mu?

IPTV World Forum ardından, gözlemler

Etkinliğin teknik değerlendirmesini önümüzdeki haftaya bıraktım gerçi. Ancak, haftaya kadar bekleyemeyenler için kısa kısa gözlemlerimi aktarayım. Ayrıntılı değerlendirmeler gelecek merak etmeyin... Türk Telekom, yaklaşık 5 yıl önce başladığı IPTV projesinde sona gelmiş. TTNet şirketi üzerinden IPTivibu (TTNet CEO'sunun sunumunda, ki konferansın tümü simultane tercüme falan yapılmadan sadece İngilizce'ydi, bu ismin İngilizce'de that is IPTV anlamına geldiğini söyleyince fark ettim IP tivi işte bu anlamında bir kısaltma olduğunu :) adlı hizmeti sunmaya 2 hafta önce başadıklarını duyurdular. Konferansta soft launch (yumuşak duyuru ?) olarak yapılan duyuru ile hizmetin başlatıldığı söylense bile henüz web sayfasında bu konuyla ilgili bilgilere ulaşılamıyor.  IPTivibu hizmeti için en az 8 MBit/saniye hızında TTNet internet aboneliği gerekiyormuş. Şimdilik 101 kanal, ki bunların içerisinde HD olanları da olacakmış. Etkileşimli hizmetler, flick uygulaması falan da sunula

IPTV World Forum Eastern Europe bu yıl İstanbul'da.

Konu ile ilgililerin merakla beklediği etkinlik ilk kez ülkemizde gerçekleştirilecek. Mövenpick Hotel, İstanbul'da 12-13 Ekim (yani haftaya salı-çarşamba) günlerinde toplam 9 oturumda önemli konuşmacıların yer alacağı IPTV World Forum Eastern Europe ile ilgili ayrıntıları web sayfasında bulabilirsiniz. Etkinliğe katılım ücretli. Ücretler epey yüksek. 5 Ekim'den önce kayıt yaptırmışsanız, ki bu iletiyi yazdığım tarih düşünülünce artık çok geç :), 1499 € ödemeniz gerekiyor. Bugün kayıt yaptırırsanız ise 1799 € ödeyeceksiniz. Ancak Free Operator Pass adlı bir seçeneğiniz daha var. Free Attendance For Service Providers olarak ayrıntılandırılan bu seçeneğin tam olarak kimleri kapsadığını çözemedim. Eğer IPTV hizmet sağlayıcılar kastediliyorsa Türk Telekom, TTNet, Superonline gibi şirket çalışanları kapsanmış oluyor. İşin doğrusu kendimi de o kategoriye sokup kayıt yaptırdım :) Ancak kaydımın geçerli sayılıp sayılmadığı belli değil henüz. Neyse, fırsat bulursanız önemli bir etkinlik