Ana içeriğe atla

"Önemli Olaylar"ın önemi

Garip bir başlık oldu. Aslında televizyonla irtibatı olan herkesi yakından ilgilendiren bir konuyla ilgili bir yazı bu. 3 Mart 2011'de Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6112 sayılı kanunun, pek dikkat çekmeyen bir maddesine ilişkin yazıyorum. Önce hangi maddeden bahsettiğimi belirteyim. Ardından neden önemli olduğuna geçeyim:

Kamunun önemli olaylara erişimiMADDE 17 – (1) Üst Kurul, toplum için büyük önem arz eden ulusal ve uluslararası olayları; ülke geneline şifresiz ve ücretsiz yayın yapan televizyon kanallarından canlı veya banttan yayınlanmasını temin etmek amacıyla, konuyla ilgili diğer kurumların görüşlerini de almak suretiyle bir önemli olaylar listesi hazırlayarak ilân eder. Önemli olaylar listesi Üst Kurulca aynı usulle güncellenebilir.(2) Önemli olayları yayınlayacak televizyon yayıncıları, önemli olaylar listesinde yer alan olayların ülke geneline şifresiz ve ücretsiz olarak yayınlanmasını sağlar.(3) Televizyon yayıncıları, ayrıca Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesine taraf başka bir ülkenin listesinde yer alan önemli olaylarla ilgili münhasır haklarını, söz konusu ülke vatandaşlarının önemli bir kesimi tarafından izlenmesini engelleyecek şekilde kullanamaz.(4) Kamunun önemli olaylara erişimi ile ilgili usul ve esaslar Üst Kurulca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
 Maddede geçen "önemli olaylar" ifadesinin ne anlama geldiği, kanunun tanımlar bölümünde açıklanmış:


ö) Önemli olaylar: Toplum için büyük önem taşıdığı kabul edilen ve ülkenin geneline ücretsiz ve şifresiz yayın yapan televizyonlardan canlı olarak veya nesnel nedenlere bağlı olmak kaydıyla banttan yayınlanan, münhasır haklara konu olan spor ve kültür olaylarını,
 Anlaşıldığı kadarıyla, şifreli veya ücretli şekilde yayınlanamayacak olayları RTÜK belirleyip ilan edecek. Bu bilgiyi, Medyatava.com sitesinde çıkan şu haber ile birleştirince işin rengi değişiyor. Medyatava.com sitesinin haberine göre, RTÜK 19 adet "önemli olay" belirledi. Bunlar:
1- Yaz, Kış ve Paralimpik Olimpiyat Oyunları, 2- FIFA Dünya Kupası yarı final ve final karşılaşmaları, 3- UEFA Avrupa Kupası Kupası yarı final ve final karşılaşmaları, 4- Türk milli futbol takımlarının eleme ve final karşılaşmaları, 5- Türkiye Kupası (futbol, basketbol, voleybol, hentbol) karşılaşmaları, 6- Avrupa kupalarında (futbol) Türk takımlarının oynadığı bütün maçlar ile yarı final ve final karşılaşmaları, UEFA Avrupa Ligi karşılaşmaları ve UEFA Şampiyonlar Ligi karşılaşmaları, UEFA süper kupa maçları, 7- Dünya Şampiyonası (her branşta) yarı final ve final karşılaşmaları, 8- Avrupa şampiyonaları (her branş) yarı final ve final karşılaşmaları, 9- Türkiye’de yapılan uluslararası tenis organizasyonları, 10- Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu, 11- Akdeniz Oyunları, 12- Avrasya Maratonu, 13- İslam Dayanışma Oyunları, 14- Kırkpınar Yağlı Güreşleri, 15- Mevlana anma törenleri (Şeb-i Arus), 16- Yunus Emre şenlikleri, 17- Hacı Bektaşi Veli anma törenleri, 18- Nevruz etkinlikleri, 19- Boğaziçi kıtalararası yarışmalar.
Kırmızı ile vurguladığım "önemli olaylar", takdir edersiniz ki, gerçekten önemli. Hali hazırda Avrupa kupalarında Türk takımlarının oynadıkları maçların bir bölümü şifreli kanallarda ve ücretli olarak yayınlanıyor. Bunları "önemli olaylar" listesini koymak demek, bu "iş"in artık sürmeyeceğini gerektiriyor. 
Bu, bence önemli yazımı, yazıdan da önemli bir dipnotla bitireyim. 6112 sayılı kanunda da belirtildiği üzere "önemli olaylar" listesi RTÜK tarafından açıklanacak. Hatta uygulamanın ayrıntılarını tarifleyen bir yönetmelik çıkartılacak. Hali hazırda (20 Temmuz 2013 tarihi itibariyle) ortada ne liste, ne de yönetmelik var. Bu yazıya yol açan Medyatava.com adlı sitenin haberi. RTÜK web sayfasında bu habere ilişkin bir bilgi / düzeltme yok. Ayrıca, önemli olaylar listesi ve/veya yönetmeliğine dair de herhangi bir açıklama RTÜK web sayfasında yer almıyor. 
25 Temmuz 2013 tarihinde RTÜK söz konusu listeyi yayınladı. Liste aşağıda. Dikkatli bir gözle inceleyince Türk takımlarının Avrupa kupalarında yapacakları maçların (yarı final ve final olmadığı sürece) liste kapsamında yer almadığı görülüyor. Şifresiz Avrupa maçları bekleyenlere üzüntü ile duyurulur...
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu
Güncel Önemli Olaylar Listesi
 
1)     Yaz, Kış ve Paralimpik Olimpiyat Oyunları,
2)     FIFA Dünya Kupası yarı final ve final karşılaşmaları,
3)     FIBA Dünya Kupası yarı final ve final karşılaşmaları,
4)     Türk milli futbol takımlarının eleme ve final karşılaşmaları,
5)     Türkiye Kupası (Futbol, Basketbol, Voleybol, Hentbol) karşılaşmaları,
6)     UEFA Avrupa Ligi yarı final ve final karşılaşmaları, UEFA Şampiyonlar Ligi yarı final ve final karşılaşmaları ile UEFA Süper Kupa karşılaşması,
7)     Dünya Şampiyonaları (her branşta) yarı final ve final karşılaşmaları,
8)     Avrupa Şampiyonaları (her branşta) yarı final ve final karşılaşmaları,
9)     Türkiye’de yapılan uluslararası tenis organizasyonları,
10) Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu,
11) Akdeniz Oyunları,
12) Avrasya Maratonu,
13) İslam Dayanışma Oyunları,
14) Kırkpınar Yağlı Güreşleri,
15) Mevlana anma törenleri (Şeb-i Arus),
16) Yunus Emre şenlikleri,
17) Hacı Bektaşi Veli anma törenleri,
18) Nevruz etkinlikleri,
19) Boğaziçi kıtalararası yarışmaları.

Yorumlar

Son haftanın en çok okunan 10 yazısı

Pazr günü eğlencesi: Eymir gölü etrafında bisiklet sürmek

Sadece ODTÜ öğrenci ve çalışanlarının bir de göl kartı sahiplerinin girebildiği düşünülür Eymir gölüne. Oysa, eskiden olduğu gibi bugün de arabasız girdiğiniz sürece, kimse kimlik sormaz kapısında. Birisi TRT'nin Oran yerleşkesinin yanından inen yolun sonunda, diğeri Gölbaşı'ndaki TEİAŞ tesislerini geçince olmak üzere iki kapısı bulunur bu küçük göl ve çevresinin. ODTÜ arazisidir ve içerisinde piknik yapmak yasaktır. Son düzenlemeler sonrası üniversite arazisi olduğu için içeride alkol satışı yasaklanmıştır. Yakın zamanda üniversite yönetiminin aldığı bir karar ile Eymir gölü çevresine haftasonları araç girişi tamamen yasaklandı. Her iki kapının yakınında, ODTÜ'de görev yapan güvenliklerin kontrol ettiği park alanları oluşturuldu. Ücretsiz olan bu alanlara aracınızı bırakıp yürüyerek göl çevresine girebiliyorsunuz. İçeride her 10 - 15 dakikada bir hareket eden ring servisleri bekliyor. Lokantaların olduğu yerlerde durakları var. Dönüş için de aynı araçları kullanabili

Almanya'da televizyon yayınlarına erişim

Televizyon yayınları kablolu ve kablosuz olmak üzere iki ortam kullanılarak evlere ulaştırılır. Her iki ortam için de farklı uygulamalar bulunmaktadır. Kablonun kullanıldığı durumlarda Kablo TV, IPTV seçenekleri mevcuttur. Kablosuz ortam için ise uydu ve karasal vericiler kullanılabilir. Her ortamın kendisine göre avantajı, dezavantajı vardır. Daha ayrıntılı analizlerde, yayıncı için ve izleyici için avantajlar ve dezavantajlar olduğu görülecektir. Hatta ülkelerin düzenleyici denetleyici kuruluşlarının desteklediği ve/veya kösteklediği televizyon dağıtım yöntemleri olduğu söylenebilir.  Bu uzun girişi yazmamın sebebi, Arthur D. Little adlı araştırma kuruluşunun yakın tarihte yayınladığı bir araştırma. Lars Riegel ve Julien Duvaud-Schelnast imzalı   Almanya'da TV Platformları 2014 ve sonrası başlıklı 10 sayfadan ibaret rapor, Almanya'da son dönemin sıcak tartışma konusu durumundaki sayısal karasal televizyonun geleceğine ilişkin önemli analizler içeriyor. Geçtiğimiz Nisan

İkiz bebekle tatile çıkacaklara öneriler

Blog sayfamdaki yazıları belli kategorilere göre ayırıp etiketliyorum. Yazacaklarımın etiketlenebilecek şeyler olmasına özen gösteriyorum. Kısacası her aklıma geleni bloga yazmıyorum. Bugün canım sıkıldı, bari canımın sıkıldığını tüm dünya duysun demiyorum. Biraz bu nedenle, biraz yazarın anonimliğini korumasını sağlama kaygısıyla özel hayatıma ilişkin paylaşımları sınırlı tuttum bu güne kadar. Bu yazı yukarıda anlattıklarımla çelişse bile tatile çıkmadan önce yaptığım internet aramalarında işe yarar çok az bilgi bulabildiğim için ikiz bebek sahiplerine deneyimlerimi aktarayım istedim. Bu yazı ile birlikte yeni bir etiket bloga merhaba diyor: İkiz büyütmek. Bu etiket altında, çok sık olmamakla birlikte, ikiz büyütürken yaşadıklarımı paylaşacağım.

Yaylapınar (Sinekçiler) Köyü Nazilli tatili

Yazılacaklar birikti, bu gidişler birikmeye devam edecek. Üst üste gelince seyahatler, okunanlar, teknik gelişmeler böyle oluyor. Yavaş düzgündür, düzgün ise hızlı deyip başlayayım bir yerinden.  Geçtiğimiz haftanın 6 gecesini, Aydın'ın Nazilli ilçesinin, eski adıyla Sinekçiler, Yaylapınar köyünde geçirdik. Ne ben, ne de eşim Nazilli'li. Oralarda yaşayan akrabamız da yok. Peki nasıl oldu da bir köyde kaldık 6 gece. Pınar Kaftancıoğlu sayesinde. Kendisini büyük şehirlerde, özellikle İstanbul'da, yaşayan çocuk sahipleri tanıyacaktır. Ayşe Arman'ın söyleşisinden sonra tanıyanlar ve alış veriş yapanların sayısında ciddi artış olmuş. Siz tanımayanlardansanız İpek Hanım'ın Çiftliği'nin web sayfasına bakmanızı ve yazının geri kalanını sonra okumanızı öneririm.  Kaftancıoğlu, bana kalırsa ülkemiz için uygulanabilir bir kalkınma modeli oluşturmuş. Ülkemiz, her ne kadar son dönemlerde ihmal edilmiş olsa bile, bir tarım ülkesi. Tarıma elverişli topraklara

Civitas - Suadiye / İstanbul

Sadeceözgür, 2004 doğumlu bir blog. Başlangıç senelerinde, "mekân" etiketli bir çok yazı yayınladım. O tarihlerde Google Haritalar hizmeti yoktu hayatımızda. Artık, ben de bir çok kişi gibi, Google Haritalar'a yazdığım yorumlar ile gittiğim mekânları değerlendiriyorum. Bu yüzden "mekân" etiketli son yazım 2019 tarihli ve o yazı film yıkatıp negatiften baskı alabileceğiniz mekânlarla ilgili .  Bu giriş paragrafının ardından gelelim bu yazıyı neden hazırladığıma. Malûmunuz, İstanbul sokakları ve kafelerini keşfetmeye devam ediyorum. Bu keşifleri, zaman zaman blogda da paylaşmaya karar verdim. Civitas , bu serinin ilk yazısına konu oldu.  İstanbul'un Anadolu Yakası'nda, Marmara kıyılarına yakın, güzide semtlerinden Suadiye'deki bir kafe Civitas . Mekâna ilk ziyaretimde sadece kahve içmiş, vitrindeki tatlıların görüntülerine hayran kalıp, bir daha gelmeliyim diyerek, ayrılmıştım. İstanbul gibi devasa bir şehirde yaşayınca, bir daha, bir sene sonraya den

Hüküm Gecesi / Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Seneler önce okuduğum Yaban'ı saymazsam Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ndan okuduğum ikinci roman oldu Hüküm Gecesi. 1926'da yazılmaya başlanılan eser, 1927'de yayınlanmış. Roman Osmanlı'nın son dönemine tanıklık eden Ahmet Kerim adlı kurgu karakterin gözünden anlatılıyor. İttihat ve Terakki'nin kabinenin içinde yer almadığı hükümet, sopalı seçim, Hürriyet ve İtilâf'ın kurduğu hükümet, Trablusgarp bozgunu, Uşi Anlaşması, Balkan bozgunu, Bab-ı Ali baskını... Anlatılsa roman olur denilen bir dönem, Hüküm Gecesi'nin tarihsel arka planı.  Romanın başkahramanı Ahmet Kerim'in Yakup Kadri'ye benzerliği dikkat çekici. Öyle ki romanın bir yerinde Ahmet Kerim İstanbul'un Sodome ve Gomore'yi andırdığını söylüyor, ki hepimiz Y. Kadri'nin aynı adlı romanını hatırlıyor. Y. Kadri'nin yaşam öyküsüne baktığımda o tarihlerde, tıpkı Ahmet Kerim gibi, gazetelerde çalıştığını okudum. Kurgu karakterler dışında Ali Kemal, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Ahmet

Anıttepe, sokaklar, anlamlar

Ankara, ne yazık ki, içerisinden su geçen şehirlerden değil. Aslında daha doğrusunu söylersem, içerisinden geçen suların üzerini kapatıp yok eden bir kent. İncesu deresi, Kavaklı dere, Ankara çayı hep üzeri kapatılıp, halının altına süpürülen tozlar gibi gözden ırak tutulup unutulmuş kent suları. Hal böyle olunca Başkent, akar suyun kente sağlayacağı güzelliklerden yoksun. Neyse ki arayan için gizli güzellikler barındırıyor.   Anıttepe, bu gizli güzellikleri saklayan semtlerden. Anıtkabir, yılın her mevsimi caddelerden eksik olmayan turist otobüsleri, resmi bayramlarda protokol için kapatılan yollar, son dönemde sıklıkla düzenlenen mitinglere ev sahipliği yapan Tandoğan meydanı, Çankaya Belediyesi'nin  konserlerinin mekanı Anıtpark Anıttepe denildiğinde ilk aklıma gelenler. Ve tabii, geçenlerde bir yarışmada soru olarak da yöneltilen sokak isimleri: Ordular, İlk, Hedef, İleri, Ata ve Akdeniz caddesi.    Anıtkabir'in sınırını oluşturan 3 cadde bulunur: Gençlik, Mareş

Kuzey Kore, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, izlenimleri / Feza SEZEN

Blogda farklı görüşlere yer vermek, okuyucu sayısını arttırmak bakımından ne kadar işe yarayacak bilemiyorum. Ancak bildiğim bir şey var ki her e-söyleşi bana çok şey katıyor. Gerek teknik söyleşiler gerekse teknik dışı konulardaki söyleşilerden çok şey öğrendim. Eminim bu pazar yayınladığım e-söyleşiden sizler de bir çok şey öğreneceksiniz. Feza Sezen ile iş yerinden tanışıyorum.  Geçenlerde facebook'taki Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) izlenimlerini okuyup fotograflarını da görünce bu söyleşiyi yapmak istediğimi belirttim. Sağolsun beni kırmadı. Aşağıda okuyacağınız söyleşiye neden olan geziyi Fest Travel Seyahat Acentası 22-29 Haziran 2015 tarihleri arasında gerçekleştirmiş. 1. Paris, Roma, Viyana, Budapeşte ya da Prag değil de neden Pyong Yang? Buna iki yanıtım olacak.  Birincisi, belirtilen bu kentleri ve hatta daha fazlasını gördüm, ayrıca Paris’te de bir süre yaşadım. Bunların tümü, küçük farklılıkları da olsa bir Avrupa yaşamı sunuyor gezgi

Sokakbaşı Meyhane, nam-ı diğer Hüseyin'in Meyhanesi

Uzunca bir süredir izlediğim tek televizyon yayını Behzat Ç.'nin Hüseyin'in Meyhanesi mekanı olarak kullandığı Sokakbaşı Meyhanesi'ne sonununda gittim. Hatta yanda gördüğünüz üzere Behzat'ın masasında fotografım da var. Mekan, aslında Behzat Ç. öncesinde de bölgede bilinen sevilen yerlerdendi. Esat dörtyolda, köşebaşında yer alan burayı Behzat Ç.'de mekan olarak kullanmak, muhtemelen Erdal Beşikçioğlu'nun zamanında Sokakbaşı'nın çaprazında bir yer işletmesinden kaynaklanıyordur.  Sokakbaşı'na diziden aşinayız. Havalar iyi olduğunda açık havada büyükçe bir yerleri var. İçerisi de küçük sayılmaz. Mezeler lezzetli, fiyatlar pek ucuz sayılmaz. Dizinin etkisi fiyatlara yansımış görünüyor. Behzat'ın masası rezervasyonlu oluyormuş genelde. Yurt içi ve hatta dışından rezervasyon yapılıyormuş. Mekanın garsonları, kim bölümlerde rol almış. Duvarlarda gazete küpürleri ve diziden görüntülerin yer aldığı fotograflar var.  Yakında final yapacak olan Behzat

Varoşta Kadın Olmak / Nalan Türkeli

Her ayın ilk pazar günü Ankara Ayrancı pazar yerinde kuruluyor antika pazarı. Antika meraklıları kadar, benim gibi sahaf tutkunlarına da hitabeden stantların birinde rastladım Nalan Türkeli'nin günlüğüne. Benim okuduğum Gökkuşağı Yayınları'nın Mart 1997 tarihli dördüncü baskısıydı. 150 sayfalık günlük, İstanbul'un varoşlarında hayata tutunmaya çalışan bir kadının mücadelesini anlatıyor. Ülkedeki fakirlik ve zorlu yaşam koşullarına askerlik yaparken şahit olmuştum. Bu anlamda, askerlik günlerinde gördüklerimi çok önemserim. Türkeli'nin kullandığı kelimeler, cümle yapıları aldığı daha doğrusu alamadığı eğitimle kıyaslandığında çok başarılı. Bu kadar da olmaz dedirten sıkıntılarla boğuşurken hep okumaya, bilgisini arttırmaya çabalıyor oluşu insanda ister istemez bir öfke doğuruyor. Öfke elbette Türkeli'ye değil. İnsanların en temel ihtiyaçları olan eğitim, sağlık ve barınma haklarına bile sahip olamaması öfkelendiriyor. Çocuğu hasta yatarken ilacın ne kadar olduğunu